﻿﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[www.paylastikca.net - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.paylastikca.net/</link>
		<description><![CDATA[www.paylastikca.net - http://www.paylastikca.net]]></description>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 03:40:44 +0200</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Ultima Online - Mondain's Legacy]]></title>
			<link>http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=679</link>
			<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 16:06:02 +0200</pubDate>
			<dc:creator>kleberson</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=679</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.criticalmassinteractive.com/clients/ArchiveTitles/images/large/Ultima-Online-Mondains.jpg" border="0" alt="[Resim: Ultima-Online-Mondains.jpg&#93;" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br />
<br />
Oyundan Görüntüler<br />
<br />
<img src="http://www.domainrehberi.info/images/program/ultimaonline_domainre_rehberi_4a6f686f218c6.jpg" border="0" alt="[Resim: ultimaonline_domainre_rehberi_4a6f686f218c6.jpg&#93;" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br />
<img src="http://www.domainrehberi.info/images/program/ultimaonline_domainre_rehberi_4a6f686f2382f.jpg" border="0" alt="[Resim: ultimaonline_domainre_rehberi_4a6f686f2382f.jpg&#93;" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br />
<img src="http://www.medievil-uor.com/images/screenshoot_08.jpg" border="0" alt="[Resim: screenshoot_08.jpg&#93;" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br />
<br />
Ultima Online oyunu online oyunlar arasında en çok bilinen ve oldukça fazla tutkunu olan bir oyundur. Orta Çağın kültürünü ,giyim tarzlarını ve savaşlarını içeren , kısaca her tarafı buram buram orta çağ kokan bir oyundur. bu indirme linkinde oyun ücretsiz serverlar için olup ücretli serverlar için orjinal sürümü satın almalısınız. Ücretsiz serverların ücretlilerden farkı kapanma riski yükseklikleridir. Kapanırsa kapansın önemli değil oyun sonuçta ne olur ki diye düşünmeyin . Oyunda belirli bir karakteri yaratmak onun gerekli donanıma sahip olmasını sağlamak düşündüğünüz kadar kolay değil. Oyunda kasmak Skill yani özellik kasmak olarak tabir edilen işe yani size baştan belirli bir seviyede verilen o özelliği geliştirmeye çalıştığınızda biraz sıkılabilirsiniz ama karakteriniz yeterli seviyeye geldiğinde yeterli donanım ve birazda pratikle oldukça büyük işler başarabilir. İyilerin koruyucusu yada katillerin katili olabilirsiniz. Oyun çok yönlü bir oyun normal savaşçı karakterlerin yanında yan karakterlerde mevcut bu yan karakterler giydiğiniz kıyafetleri içtiğiniz can veren zeka veren hız veren iksirleri yapan vb. karakterlerdir. kısacası bu oyunda herşey olmanız mümkündür.İşterseniz elinde kılıç ve kalkanıyla üzerinde delimez bir zırla büyük bir savaşçı(Warrior), isterseniz elinde büyü kitabı heryere büyüler savuran bir büyücü (Warlock) , isterseniz elinde silahı isterse kalkanı ve ağzında büyü sözleriyle bir Warlock( yani hem savaşçı hem büyücü. Savaşmak için hangisini istiyorsanız onu olabilirsiniz.Ama hepsi için bazı tavizler ermek zorundasınız. warriorlar büyü yapamaz, mageler kılıç kullanamaz ve Warlocklar bu ikisinide birden yapabildiği halde ikisininde kullanımı orta seviyedir. Bunların dışında olan yan karakterlerde isterseniz elinde makasıyla bir terzi (Tailor), testereyle bir marangoz(carpenter) , kazamasıyla bir madenci(Miner) , çekiciyle bir demirci(BlackSmith) , sopasıyla bir hayvan terbiyecisi(Animal Tamer) , oltasıyla balıkçı(Fisher) ,kalemiyle büyü yazıcısı , tavasıyla isterseniz bir şef ,Sihirli iksir yapıcıları (Alchemist) , haritasıyla bir kaşif , anahtarlarıyla bir kasacı , arkasından çıkan bağırtılarıyla bir hırsız , baltasıyla bir oduncu yada bir veteriner olabilirsiniz. Oyunda yeni başlayanlar için sürekli ölmemelerini sağlayacak Guard sistemi denilen belirli bölgelerde savaş yasağı ve suçlu , suçlu değil kavramındaki pk(Player Killer) ve mavi anlayışıyla oldukça gelişime açık bir program , program orjinal hali ingilizcedir fakat serverlara göre değişiklik göstermektedir. Serverlar gerekli altyapı ve bilgiyle bazı terimleri yada hepsini Türkçeye çevirebiliyor oyun içinde değişiklikler yeni eklentiler . yeni silahlar ve bu silahlar yeni bonuslar eklenebiliyor. silah sistemi serverdan servera değişmekle beraber genellikle ilk temel canavar temelli olup canavarlardan çıkan( canavarlar seviye seviye . gücüne göre canavarlardan değerli maddeler düşüyor)maddelerle yapıalabildiği gibi direk olarakta çıkabiliyor. Oyunu heyecanlı yapan en güzel yanlardan biri elinizde bir bankanız var , kullanmadığınız yada üzerinizde zaten varolan eşyaları oraya bırakıyorsunuz., örneğin bir savaş gideceksiniz savaş kıyafetlerini giyip gerisini bankanızda bırakıyorsunuz , eğer biri sizi öldürürse o an üzerinizde bulunan malzemeler karşı tarafa gidecektir daha doğrusu başka birisi tarafında alınabilir olacaktır.Buda oyunda sürekli bir dönüşüm ve oyunu iyi oynayanla kötü oynayan uzun süre oynayan ve kısa süre kalan oyuncular arasında azda olsa dengeyi sağlamıştır.Oyun kullanıclar tarafından yüksek derecede bağımlılık yaptığı söylenen bir oyundur. Oyunda ayrıca tarihin derinliklerinden çıkıp gelmiş iki adet At da bulunmaktadır biri Nightmare adı verilen kabus diğeride Unicorn isimli attır bu özel atlar renkleri ve güçleriyle üzerine binen kişinin popularitesini ve saygınlığını arttırır.Oyunu bu linkte verilen şekliyle oynamayı düşünenler için sağlam , köklü mümkünse yeni açılmamış sadık oyunculaı olan , yönetim kadrosu gelişmiş bir server bulmasıdır. <br />
<br />
LİNKTEKİ OYUN TAMAMİYLE ÜCRETSİZ VE YASALDIR. <br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.criticalmassinteractive.com/clients/ArchiveTitles/images/large/Ultima-Online-Mondains.jpg" border="0" alt="[Resim: Ultima-Online-Mondains.jpg]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br />
<br />
Oyundan Görüntüler<br />
<br />
<img src="http://www.domainrehberi.info/images/program/ultimaonline_domainre_rehberi_4a6f686f218c6.jpg" border="0" alt="[Resim: ultimaonline_domainre_rehberi_4a6f686f218c6.jpg]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br />
<img src="http://www.domainrehberi.info/images/program/ultimaonline_domainre_rehberi_4a6f686f2382f.jpg" border="0" alt="[Resim: ultimaonline_domainre_rehberi_4a6f686f2382f.jpg]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br />
<img src="http://www.medievil-uor.com/images/screenshoot_08.jpg" border="0" alt="[Resim: screenshoot_08.jpg]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br />
<br />
Ultima Online oyunu online oyunlar arasında en çok bilinen ve oldukça fazla tutkunu olan bir oyundur. Orta Çağın kültürünü ,giyim tarzlarını ve savaşlarını içeren , kısaca her tarafı buram buram orta çağ kokan bir oyundur. bu indirme linkinde oyun ücretsiz serverlar için olup ücretli serverlar için orjinal sürümü satın almalısınız. Ücretsiz serverların ücretlilerden farkı kapanma riski yükseklikleridir. Kapanırsa kapansın önemli değil oyun sonuçta ne olur ki diye düşünmeyin . Oyunda belirli bir karakteri yaratmak onun gerekli donanıma sahip olmasını sağlamak düşündüğünüz kadar kolay değil. Oyunda kasmak Skill yani özellik kasmak olarak tabir edilen işe yani size baştan belirli bir seviyede verilen o özelliği geliştirmeye çalıştığınızda biraz sıkılabilirsiniz ama karakteriniz yeterli seviyeye geldiğinde yeterli donanım ve birazda pratikle oldukça büyük işler başarabilir. İyilerin koruyucusu yada katillerin katili olabilirsiniz. Oyun çok yönlü bir oyun normal savaşçı karakterlerin yanında yan karakterlerde mevcut bu yan karakterler giydiğiniz kıyafetleri içtiğiniz can veren zeka veren hız veren iksirleri yapan vb. karakterlerdir. kısacası bu oyunda herşey olmanız mümkündür.İşterseniz elinde kılıç ve kalkanıyla üzerinde delimez bir zırla büyük bir savaşçı(Warrior), isterseniz elinde büyü kitabı heryere büyüler savuran bir büyücü (Warlock) , isterseniz elinde silahı isterse kalkanı ve ağzında büyü sözleriyle bir Warlock( yani hem savaşçı hem büyücü. Savaşmak için hangisini istiyorsanız onu olabilirsiniz.Ama hepsi için bazı tavizler ermek zorundasınız. warriorlar büyü yapamaz, mageler kılıç kullanamaz ve Warlocklar bu ikisinide birden yapabildiği halde ikisininde kullanımı orta seviyedir. Bunların dışında olan yan karakterlerde isterseniz elinde makasıyla bir terzi (Tailor), testereyle bir marangoz(carpenter) , kazamasıyla bir madenci(Miner) , çekiciyle bir demirci(BlackSmith) , sopasıyla bir hayvan terbiyecisi(Animal Tamer) , oltasıyla balıkçı(Fisher) ,kalemiyle büyü yazıcısı , tavasıyla isterseniz bir şef ,Sihirli iksir yapıcıları (Alchemist) , haritasıyla bir kaşif , anahtarlarıyla bir kasacı , arkasından çıkan bağırtılarıyla bir hırsız , baltasıyla bir oduncu yada bir veteriner olabilirsiniz. Oyunda yeni başlayanlar için sürekli ölmemelerini sağlayacak Guard sistemi denilen belirli bölgelerde savaş yasağı ve suçlu , suçlu değil kavramındaki pk(Player Killer) ve mavi anlayışıyla oldukça gelişime açık bir program , program orjinal hali ingilizcedir fakat serverlara göre değişiklik göstermektedir. Serverlar gerekli altyapı ve bilgiyle bazı terimleri yada hepsini Türkçeye çevirebiliyor oyun içinde değişiklikler yeni eklentiler . yeni silahlar ve bu silahlar yeni bonuslar eklenebiliyor. silah sistemi serverdan servera değişmekle beraber genellikle ilk temel canavar temelli olup canavarlardan çıkan( canavarlar seviye seviye . gücüne göre canavarlardan değerli maddeler düşüyor)maddelerle yapıalabildiği gibi direk olarakta çıkabiliyor. Oyunu heyecanlı yapan en güzel yanlardan biri elinizde bir bankanız var , kullanmadığınız yada üzerinizde zaten varolan eşyaları oraya bırakıyorsunuz., örneğin bir savaş gideceksiniz savaş kıyafetlerini giyip gerisini bankanızda bırakıyorsunuz , eğer biri sizi öldürürse o an üzerinizde bulunan malzemeler karşı tarafa gidecektir daha doğrusu başka birisi tarafında alınabilir olacaktır.Buda oyunda sürekli bir dönüşüm ve oyunu iyi oynayanla kötü oynayan uzun süre oynayan ve kısa süre kalan oyuncular arasında azda olsa dengeyi sağlamıştır.Oyun kullanıclar tarafından yüksek derecede bağımlılık yaptığı söylenen bir oyundur. Oyunda ayrıca tarihin derinliklerinden çıkıp gelmiş iki adet At da bulunmaktadır biri Nightmare adı verilen kabus diğeride Unicorn isimli attır bu özel atlar renkleri ve güçleriyle üzerine binen kişinin popularitesini ve saygınlığını arttırır.Oyunu bu linkte verilen şekliyle oynamayı düşünenler için sağlam , köklü mümkünse yeni açılmamış sadık oyunculaı olan , yönetim kadrosu gelişmiş bir server bulmasıdır. <br />
<br />
LİNKTEKİ OYUN TAMAMİYLE ÜCRETSİZ VE YASALDIR. <br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Twilight Saga New Moon Workprint Xvid 2009]]></title>
			<link>http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=678</link>
			<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 18:51:08 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Pyscho</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=678</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://images2.fanpop.com/images/photos/2800000/new-moon-6-twilight-series-2892805-500-691.jpg" border="0" alt="[Resim: new-moon-6-twilight-series-2892805-500-691.jpg&#93;" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br />
<br />
<div class="codeblock">
<div class="title">Kod:<br />
</div><div class="body" dir="ltr"><code>http://www.imdb.com/title/tt1259571/</code></div></div>
<br />
<br />
<br />
<img src="http://i38.tinypic.com/10msvie.jpg" border="0" alt="[Resim: 10msvie.jpg&#93;" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br />
<br />
<br />
<div class="codeblock">
<div class="title">Kod:<br />
</div><div class="body" dir="ltr"><code>http://rapidshare.com/files/243391178/THE_TWILIGHT_SAGA_NEW_MOON_-WORKPRINT.part1.rar<br />
http://rapidshare.com/files/243413974/THE_TWILIGHT_SAGA_NEW_MOON_-WORKPRINT.part2.rar<br />
http://rapidshare.com/files/243436931/THE_TWILIGHT_SAGA_NEW_MOON_-WORKPRINT.part3.rar<br />
http://rapidshare.com/files/243456734/THE_TWILIGHT_SAGA_NEW_MOON_-WORKPRINT.part4.rar<br />
http://rapidshare.com/files/243476790/THE_TWILIGHT_SAGA_NEW_MOON_-WORKPRINT.part5.rar<br />
http://rapidshare.com/files/243661219/THE_TWILIGHT_SAGA_NEW_MOON_-WORKPRINT.part6.rar<br />
http://rapidshare.com/files/243677172/THE_TWILIGHT_SAGA_NEW_MOON_-WORKPRINT.part7.rar<br />
http://rapidshare.com/files/243525023/THE_TWILIGHT_SAGA_NEW_MOON_-WORKPRINT.part8.rar</code></div></div>
<br />
<br />
Pass: Gregor]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://images2.fanpop.com/images/photos/2800000/new-moon-6-twilight-series-2892805-500-691.jpg" border="0" alt="[Resim: new-moon-6-twilight-series-2892805-500-691.jpg]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br />
<br />
<div class="codeblock">
<div class="title">Kod:<br />
</div><div class="body" dir="ltr"><code>http://www.imdb.com/title/tt1259571/</code></div></div>
<br />
<br />
<br />
<img src="http://i38.tinypic.com/10msvie.jpg" border="0" alt="[Resim: 10msvie.jpg]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br />
<br />
<br />
<div class="codeblock">
<div class="title">Kod:<br />
</div><div class="body" dir="ltr"><code>http://rapidshare.com/files/243391178/THE_TWILIGHT_SAGA_NEW_MOON_-WORKPRINT.part1.rar<br />
http://rapidshare.com/files/243413974/THE_TWILIGHT_SAGA_NEW_MOON_-WORKPRINT.part2.rar<br />
http://rapidshare.com/files/243436931/THE_TWILIGHT_SAGA_NEW_MOON_-WORKPRINT.part3.rar<br />
http://rapidshare.com/files/243456734/THE_TWILIGHT_SAGA_NEW_MOON_-WORKPRINT.part4.rar<br />
http://rapidshare.com/files/243476790/THE_TWILIGHT_SAGA_NEW_MOON_-WORKPRINT.part5.rar<br />
http://rapidshare.com/files/243661219/THE_TWILIGHT_SAGA_NEW_MOON_-WORKPRINT.part6.rar<br />
http://rapidshare.com/files/243677172/THE_TWILIGHT_SAGA_NEW_MOON_-WORKPRINT.part7.rar<br />
http://rapidshare.com/files/243525023/THE_TWILIGHT_SAGA_NEW_MOON_-WORKPRINT.part8.rar</code></div></div>
<br />
<br />
Pass: Gregor]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fobi İsimleri]]></title>
			<link>http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=677</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 15:52:16 +0300</pubDate>
			<dc:creator>yunus_93</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=677</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Ablütofobi: Yıkanmaktan korkma<br />
Agirofobi: Caddelerden ya da caddelerde karşıdan karşıya geçmekten korkma<br />
Agorafobi: Açık yer ya da kalabalık korkusu<br />
Ailurofobi: Kedilerden korkma<br />
Akluofobi: Karanlıktan korkma<br />
Akrofobi: Yüksek yerlerden korkma<br />
Akustikofobi: Belirli seslerden korkma<br />
Algofobi: Acı çekmekten korkma<br />
Amatofobi: Toz korkusu<br />
Amnezifobi: Hafızasını kaybetmekten korkma<br />
Androfobi: Adamlardan korkma<br />
Anemofobi: Fırtına korkusu<br />
Antlofobi: Sel korkusu<br />
Antropofobi: Insanlardan korkma<br />
Apifobi: Arılardan korkma<br />
Arakibutirofobi: Yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa yapışmasından duyulan korku<br />
Araknofobi: Örümceklerden korkma<br />
Aritmofobi: Sayılardan korkma<br />
Asimetrifobi: Simetrik olmayan şeylerden korkma<br />
Astenofobi: Güçsüz olmaktan korkma<br />
Astrafobi: Şimşek korkusu<br />
Ataksofobi: Düzensizlikten korkma<br />
Atelofobi: Mükemmel ol(a)mamaktan korkma<br />
Aviofobi: Uçuş korkusu<br />
Ballistofobi: Silahtan ya da mermilerden korkma<br />
Batofobi: Derinlik ya da yüksek binaların yanından geçme korkusu<br />
Batrakofobi: Kurbağa, semender gibi çiftyaşayışlı (amfibyen) hayvanlardan korkma<br />
Belonefobi: Iğnelerden korkma<br />
Bibliyofobi: Kitaplardan korkma<br />
Bromidrosifobi: Vücut kokusundan korkma<br />
Brontofobi: Gökgürültüsünden korkma<br />
Dentofobi: Dişçiden korkma<br />
Dermatopatofobi: Deri hastalıklarından korkma<br />
Eisoptrofobi: Aynalardan korkma<br />
Elektrofobi: Elektrikten korkma<br />
Emetofobi: Kusmaktan korkma<br />
Entomofobi: Böceklerden korkma<br />
Epistaksiyofobi: Burun kanamasından korkma<br />
Eritrofobi: Yüz kızarmasından duyulan korku<br />
Erotofobi: Cinsellik korkusu<br />
Farmakofobi: Ilaçlardan korkma<br />
Fazmofobi: Hayaletlerden korkma<br />
Febrifobi: Yüksek ateşten korkma<br />
Filemafobi: Öpmekten ya da öpüşmekten korkma<br />
Filofobi: Sevmekten, âşık olmaktan korkma<br />
Fobofobi: Korkmaktan korkma<br />
Fotofobi: Işıktan korkma<br />
Gametofobi: Evlenmekten korkma<br />
Gefirofobi: Köprülerden geçmekten korkma<br />
Gerontofobi: Yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaktan korkma<br />
Glossofobi: Topluluk önünde konuşmaktan korkma<br />
Haptofobi: Dokunulmaktan korkma<br />
Harpaksofobi: Hırsızlardan ya da bir suçun kurbanı olmaktan korkma<br />
Helyofobi: Güneşten korkma<br />
Hematofobi: Kan korkusu<br />
Herpetofobi: Sürüngenlerden korkma<br />
Hidrofobi: Sudan, yüzmekten ya da boğulmaktan korkma<br />
Higrofobi: Nemden ya da yağmurdan korkma<br />
Hipegiyafobi: Sorumluluktan korkma<br />
Hipnofobi: Uyumaktan korkma<br />
Hipofobi: Atlardan korkma<br />
Homiklofobi: Sisten korkma<br />
Homofobi: Eşcinsellerden korkma<br />
Ihtiyofobi: Balıklardan korkma<br />
Jinefobi: Kadınlardan korkma<br />
Kakofobi: Çirkinlikten, çirkin şeylerden korkma<br />
Kakorafiyafobi: Başarısız olma korkusu<br />
Kanserofobi: Kanser olmaktan korkma<br />
Kardiyofobi: Kalp hastalığından korkma<br />
Karnofobi: Etten korkma<br />
Katagelofobi: Dalga geçilmekten korkma<br />
Kemofobi: Kimyasal madde korkusu<br />
Keymafobi: Kıştan ve soğuktan korkma<br />
Kimofobi: Dalgalardan korkma<br />
Kinofobi: Köpeklerden korkma<br />
Klimakofobi: Merdivenden düşmekten ya da merdivenlerden korkma<br />
Klostrofobi: Kapalı yer korkusu<br />
Koprofobi: Dışkı korkusu<br />
Koulrofobi: Palyaçolardan korkma<br />
Kremnofobi: Yüksek yamaçlardan ya da uçurumlardan korkma<br />
Kriyofobi: Buzdan ya da donmaktan korkma<br />
Kronomentrofobi: Saatlerden korkma<br />
Ksantofobi: Sarı renten korkma<br />
Ksenofobi: Yabancılardan korkma<br />
Ksilofobi: Tahta şeylerden ya da ormanlardan korkma<br />
Limnofobi: Göllerden korkma<br />
Litikafobi: Davalardan ve mahkemelerden korkma<br />
Logofobi: Belirli sözcüklerden korkma<br />
Lökofobi: Beyaz renkten korkma<br />
Manyofobi: Delirmekten korkma<br />
Mastigofobi: Cezalandırılmaktan korkma<br />
Mekanofobi: Makinelerden korkma<br />
Melanofobi: Siyah renkten korkma<br />
Mikrobiyofobi: Mikroplardan korkma<br />
Mizofobi: Kirlilikten korkma<br />
Monofobi: Yalnızlıktan korkma<br />
Musofobi: Farelerden korkma<br />
Nekrofobi: Cesetten korkma<br />
Nelofobi: Camdan korkma<br />
Niktofobi: Geceden korkma<br />
Nozokomefobi: Hastanelerden korkma<br />
Nüdofobi: Çıplaklıktan korkma<br />
Obesofobi: Şişmanlamaktan korkma<br />
Ofidiyofobi: Yılanlardan korkma<br />
Okofobi: Taşıt araçlarından korkma<br />
Osmofobi: Belirli kokulardan korkma<br />
Pantofobi: Herşeyden korkma<br />
Papirofobi: Kağıttan korkma<br />
Paraskavedekatriafobi: Ayın onüçü ve cuma olan günden korkma<br />
Patofobi: Hasta olmaktan korkma<br />
Pedofobi: Çocuklardan korkma<br />
Peladofobi: Kel insanlardan ya da kelleşmekten korkma<br />
Penyafobi: Fakirlikten korkma<br />
Pirofobi: Ateşten korkma<br />
Plakofobi: Mezar taşlarından korkma<br />
Pogonofobi: Sakaldan ya da sakallı kişilerden korkma<br />
Politikofobi: Politikacılardan korkma<br />
Porfirofobi: Mor renkten korkma<br />
Potamofobi: Irmaklardan ya da su akıntılarından korkma<br />
Potofobi: Alkollü içeceklerden korkma<br />
Pteronofobi: Kuş tüyünden korkma<br />
Pupafobi: Kuklalardan korkma<br />
Radyofobi: Radyasyondan, X ışınlarından korkma.<br />
Ranidafobi: Kurbağalardan korkma<br />
Selenofobi: Aydan korkma<br />
Siderofobi: Yıldızlardan korkma<br />
Simetrofobi: Simetriden korkma<br />
Skiofobi: Gölgelerden korkma<br />
Sosyofobi: Toplumdan, genel olarak insanlardan korkma<br />
Soteriofobi: Başkalarına muhtaç olmaktan korkma<br />
Tafefobi: Diri diri gömülmekten korkma<br />
Takofobi: Yüksek hızdan korkma<br />
Talassofobi: Deniz ya da okyanus korkusu<br />
Tanatofobi: Ölümden korkma<br />
Teknofobi: Teknolojiden korkma<br />
Teratofobi: Gebe kadının, biçimsiz, çirkin bir çocuk doğurmaktan korkması<br />
Termofobi: Isıdan korkma<br />
Testofobi: Testlerden ya da sınavlardan korkma<br />
Tokofobi: Gebe kalmaktan ya da çocuk doğurmaktan korkma<br />
Tomofobi: Ameliyat olmaktan korkma<br />
Toksifobi: Zehir korkusu<br />
Topofobi: Belirli yerlerden korkma<br />
Travmatofobi: Yaralanmaktan korkma<br />
Trikinofobi: Gıda zehirlenmesinden korkma<br />
Triskaidekafobi: 13 sayısından korkma<br />
Tripanofobi: Aşı ya da iğne olmaktan korkma<br />
Trikopatofobi: Saç hastalıklarından korkma<br />
Ürofobi: idrardan korkma<br />
Venereofobi: Zührevi hastalıklardan korkma<br />
Venüstrafobi: Güzel kadınlardan korkma<br />
Vermifobi: Solucanlardan korkma<br />
Zelofobi: Kıskançlıktan korkma<br />
Zoofobi: Hayvanlardan korkma</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Ablütofobi: Yıkanmaktan korkma<br />
Agirofobi: Caddelerden ya da caddelerde karşıdan karşıya geçmekten korkma<br />
Agorafobi: Açık yer ya da kalabalık korkusu<br />
Ailurofobi: Kedilerden korkma<br />
Akluofobi: Karanlıktan korkma<br />
Akrofobi: Yüksek yerlerden korkma<br />
Akustikofobi: Belirli seslerden korkma<br />
Algofobi: Acı çekmekten korkma<br />
Amatofobi: Toz korkusu<br />
Amnezifobi: Hafızasını kaybetmekten korkma<br />
Androfobi: Adamlardan korkma<br />
Anemofobi: Fırtına korkusu<br />
Antlofobi: Sel korkusu<br />
Antropofobi: Insanlardan korkma<br />
Apifobi: Arılardan korkma<br />
Arakibutirofobi: Yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa yapışmasından duyulan korku<br />
Araknofobi: Örümceklerden korkma<br />
Aritmofobi: Sayılardan korkma<br />
Asimetrifobi: Simetrik olmayan şeylerden korkma<br />
Astenofobi: Güçsüz olmaktan korkma<br />
Astrafobi: Şimşek korkusu<br />
Ataksofobi: Düzensizlikten korkma<br />
Atelofobi: Mükemmel ol(a)mamaktan korkma<br />
Aviofobi: Uçuş korkusu<br />
Ballistofobi: Silahtan ya da mermilerden korkma<br />
Batofobi: Derinlik ya da yüksek binaların yanından geçme korkusu<br />
Batrakofobi: Kurbağa, semender gibi çiftyaşayışlı (amfibyen) hayvanlardan korkma<br />
Belonefobi: Iğnelerden korkma<br />
Bibliyofobi: Kitaplardan korkma<br />
Bromidrosifobi: Vücut kokusundan korkma<br />
Brontofobi: Gökgürültüsünden korkma<br />
Dentofobi: Dişçiden korkma<br />
Dermatopatofobi: Deri hastalıklarından korkma<br />
Eisoptrofobi: Aynalardan korkma<br />
Elektrofobi: Elektrikten korkma<br />
Emetofobi: Kusmaktan korkma<br />
Entomofobi: Böceklerden korkma<br />
Epistaksiyofobi: Burun kanamasından korkma<br />
Eritrofobi: Yüz kızarmasından duyulan korku<br />
Erotofobi: Cinsellik korkusu<br />
Farmakofobi: Ilaçlardan korkma<br />
Fazmofobi: Hayaletlerden korkma<br />
Febrifobi: Yüksek ateşten korkma<br />
Filemafobi: Öpmekten ya da öpüşmekten korkma<br />
Filofobi: Sevmekten, âşık olmaktan korkma<br />
Fobofobi: Korkmaktan korkma<br />
Fotofobi: Işıktan korkma<br />
Gametofobi: Evlenmekten korkma<br />
Gefirofobi: Köprülerden geçmekten korkma<br />
Gerontofobi: Yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaktan korkma<br />
Glossofobi: Topluluk önünde konuşmaktan korkma<br />
Haptofobi: Dokunulmaktan korkma<br />
Harpaksofobi: Hırsızlardan ya da bir suçun kurbanı olmaktan korkma<br />
Helyofobi: Güneşten korkma<br />
Hematofobi: Kan korkusu<br />
Herpetofobi: Sürüngenlerden korkma<br />
Hidrofobi: Sudan, yüzmekten ya da boğulmaktan korkma<br />
Higrofobi: Nemden ya da yağmurdan korkma<br />
Hipegiyafobi: Sorumluluktan korkma<br />
Hipnofobi: Uyumaktan korkma<br />
Hipofobi: Atlardan korkma<br />
Homiklofobi: Sisten korkma<br />
Homofobi: Eşcinsellerden korkma<br />
Ihtiyofobi: Balıklardan korkma<br />
Jinefobi: Kadınlardan korkma<br />
Kakofobi: Çirkinlikten, çirkin şeylerden korkma<br />
Kakorafiyafobi: Başarısız olma korkusu<br />
Kanserofobi: Kanser olmaktan korkma<br />
Kardiyofobi: Kalp hastalığından korkma<br />
Karnofobi: Etten korkma<br />
Katagelofobi: Dalga geçilmekten korkma<br />
Kemofobi: Kimyasal madde korkusu<br />
Keymafobi: Kıştan ve soğuktan korkma<br />
Kimofobi: Dalgalardan korkma<br />
Kinofobi: Köpeklerden korkma<br />
Klimakofobi: Merdivenden düşmekten ya da merdivenlerden korkma<br />
Klostrofobi: Kapalı yer korkusu<br />
Koprofobi: Dışkı korkusu<br />
Koulrofobi: Palyaçolardan korkma<br />
Kremnofobi: Yüksek yamaçlardan ya da uçurumlardan korkma<br />
Kriyofobi: Buzdan ya da donmaktan korkma<br />
Kronomentrofobi: Saatlerden korkma<br />
Ksantofobi: Sarı renten korkma<br />
Ksenofobi: Yabancılardan korkma<br />
Ksilofobi: Tahta şeylerden ya da ormanlardan korkma<br />
Limnofobi: Göllerden korkma<br />
Litikafobi: Davalardan ve mahkemelerden korkma<br />
Logofobi: Belirli sözcüklerden korkma<br />
Lökofobi: Beyaz renkten korkma<br />
Manyofobi: Delirmekten korkma<br />
Mastigofobi: Cezalandırılmaktan korkma<br />
Mekanofobi: Makinelerden korkma<br />
Melanofobi: Siyah renkten korkma<br />
Mikrobiyofobi: Mikroplardan korkma<br />
Mizofobi: Kirlilikten korkma<br />
Monofobi: Yalnızlıktan korkma<br />
Musofobi: Farelerden korkma<br />
Nekrofobi: Cesetten korkma<br />
Nelofobi: Camdan korkma<br />
Niktofobi: Geceden korkma<br />
Nozokomefobi: Hastanelerden korkma<br />
Nüdofobi: Çıplaklıktan korkma<br />
Obesofobi: Şişmanlamaktan korkma<br />
Ofidiyofobi: Yılanlardan korkma<br />
Okofobi: Taşıt araçlarından korkma<br />
Osmofobi: Belirli kokulardan korkma<br />
Pantofobi: Herşeyden korkma<br />
Papirofobi: Kağıttan korkma<br />
Paraskavedekatriafobi: Ayın onüçü ve cuma olan günden korkma<br />
Patofobi: Hasta olmaktan korkma<br />
Pedofobi: Çocuklardan korkma<br />
Peladofobi: Kel insanlardan ya da kelleşmekten korkma<br />
Penyafobi: Fakirlikten korkma<br />
Pirofobi: Ateşten korkma<br />
Plakofobi: Mezar taşlarından korkma<br />
Pogonofobi: Sakaldan ya da sakallı kişilerden korkma<br />
Politikofobi: Politikacılardan korkma<br />
Porfirofobi: Mor renkten korkma<br />
Potamofobi: Irmaklardan ya da su akıntılarından korkma<br />
Potofobi: Alkollü içeceklerden korkma<br />
Pteronofobi: Kuş tüyünden korkma<br />
Pupafobi: Kuklalardan korkma<br />
Radyofobi: Radyasyondan, X ışınlarından korkma.<br />
Ranidafobi: Kurbağalardan korkma<br />
Selenofobi: Aydan korkma<br />
Siderofobi: Yıldızlardan korkma<br />
Simetrofobi: Simetriden korkma<br />
Skiofobi: Gölgelerden korkma<br />
Sosyofobi: Toplumdan, genel olarak insanlardan korkma<br />
Soteriofobi: Başkalarına muhtaç olmaktan korkma<br />
Tafefobi: Diri diri gömülmekten korkma<br />
Takofobi: Yüksek hızdan korkma<br />
Talassofobi: Deniz ya da okyanus korkusu<br />
Tanatofobi: Ölümden korkma<br />
Teknofobi: Teknolojiden korkma<br />
Teratofobi: Gebe kadının, biçimsiz, çirkin bir çocuk doğurmaktan korkması<br />
Termofobi: Isıdan korkma<br />
Testofobi: Testlerden ya da sınavlardan korkma<br />
Tokofobi: Gebe kalmaktan ya da çocuk doğurmaktan korkma<br />
Tomofobi: Ameliyat olmaktan korkma<br />
Toksifobi: Zehir korkusu<br />
Topofobi: Belirli yerlerden korkma<br />
Travmatofobi: Yaralanmaktan korkma<br />
Trikinofobi: Gıda zehirlenmesinden korkma<br />
Triskaidekafobi: 13 sayısından korkma<br />
Tripanofobi: Aşı ya da iğne olmaktan korkma<br />
Trikopatofobi: Saç hastalıklarından korkma<br />
Ürofobi: idrardan korkma<br />
Venereofobi: Zührevi hastalıklardan korkma<br />
Venüstrafobi: Güzel kadınlardan korkma<br />
Vermifobi: Solucanlardan korkma<br />
Zelofobi: Kıskançlıktan korkma<br />
Zoofobi: Hayvanlardan korkma</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Beyaz Bastonlu Doktor]]></title>
			<link>http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=676</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 15:50:46 +0300</pubDate>
			<dc:creator>yunus_93</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=676</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><br />
İçinde yaşadığımız cemiyete baktığımızda, kimi insanların vücutça sağlam ve sağlıklı kimilerinin ise hasta, özürlü (ama, sağır, sakat vb.) olduğu gözümüze çarpar. Ve herkes bu hayat sahnesinde, ömür çerçevesi içinde kendine verilen rolü oynar ve gider.<br />
Evet, özürlü olmak yani ama, sağır veya sakat olmak hayattan ümidini kesmeyi kendi kabuğuna çekilmeyi gerektirmez. Aksine, azim ve irade ile çalışıp, gayret gösterildiği takdirde insanın başaramayacağı şeyler yok gibidir.<br />
<br />
Aşağıda size sunacağımız gerçek bir hayat hikâyesi buna güzel bir misaldir.<br />
<br />
“Hartman ailesini oluşturan dört kişi evlerinde yemekten sonraki sohbet esnasında, iki gözü görmeyen oğulları David, eski bir konuya yeni bir şekil vererek;<br />
<br />
—“Baba bana gerçeği söyle ben doktor olabilecek miyim?“ diye sordu.<br />
Bir memur olan baba Fred Hartman, bu soruya hemen cevap vermedi, düşündü. Mevzu ciddi idi. David’i şımartmamalıydı. Çocuğun hayal âlemine dalmasına meydana vermemeliydi. Gözleri görmeyen bir çocuğu hangi tıp fakültesi kabul ederdi? David’in gerçekleri kabul etmesi lazımdı. Fakat bir baba olarak “hayır” demeye dili varmıyordu. Nasıl olur da David gibi arzu dolu bir çocuğun hayallerine set çekebilirdi.<br />
<br />
-“Doktor olmak mı oğlum”<br />
<br />
—“Bir defa denemeden birşey söylenemez” dedi.<br />
<br />
Baba oğul karşılıklı gülüştüler. Daha çok küçük yaştan beri hep bu soruyu sorardı. Göz mercekleri sakat doğmuştu. Sekiz yaşma bastığında artık görmez olmuştu.<br />
On yaşma geldiğinde, bir gün:<br />
<br />
-“Baba bende top oynayabilir miyim?” diye sorunca, babası:<br />
Baba oğlun bulmuş oldukları bir yol ile David top oynamayı becermişti. Baba çimenlerin üzerine topu hızla savurunca topun çimenlerin üzerinde çıkan seslerini dikkatle izleyen David, topa ayağı ile gayet isabetli vuruyordu.<br />
<br />
-“Bir deneyelim” demişti.<br />
Bu başarı David’e kendi kendine bazı işleri görmesinde yardımcı oldu. Karanlıktan korkunca: “Anne ayakta duramıyorum” diye seslendiği vakit çocuğu kolundan tutar sarsardı. O zaman çocuk kendi başına ayakta durabileceğine inasurdı. Annesi David’e ev işleri yaptırır, çocuğa kendine itimat duygusu verirdi.<br />
<br />
David’in hata kabul etmez sert karakterli hocası ki kardeşi idi. David odada unutmuş olduğu körlere mahsus kol saatini kız kardeşinden isteyince 0: “Git kendin al, her zaman işlerine koşacak kimselerin etrafında bulunacağım sanma” diye David’e yapabileceği işleri yaptırır, ona cesaret verirdi. Böylece David kör olmakla her şeyini kaybetmediği inancıyla büyüdü. 13 yaşına geldiğinde doktor olmayı kafasına koymuştu- Bunu söyleyince kendisine acıyarak bakanları göremiyordu. Overbrook körler okulundan ayrılıp Havertons kolejine kaydoldu. Okulun başarılı bir öğrencisi olmuştu.<br />
<br />
David’e kolej öğretmenleri ve arkadaşları tarih, psikoloji gibi bir branş seçmesini söylüyorlardı. Doktor olmak için çetin bir mücadeleye girdiği biyoloji hocasına şunları söylüyordu. “-Bakınız Hocam benin diğer arkadaşlardan hiç bir farkım yok, evet gözlerimin görmediği bir gerçek, fakat her insanın bazı noksan tarafı olur. Bence asil noksanlık hiçbir şey yapmadan mücadele vermemektir. Doktor olmak istiyorum ve iyi bir doktor olacağıma inanıyorum. Özellikle sakatlıkları benimki gibi olanlara yardım edebilmek en buy-tık arzumdur. Tıp Fakültesine devam edebilmem için okulumun beni hazırlamasını rica ediyorum.”<br />
<br />
1972 yılı ilkbaharında bu sağlam vücutlu, beyaz bastonlu delikanlı kolejdeki dört yıllık öğrenimini 4 puan üzerinden 3,8 alarak üstün bir başarı ile bitirdi. Tam on ayrı tıp fakültesine kabul edilmek için başvurdu. Nisan ayında bunlardan sekiz tanesinden ret cevabı geldi. 27 Nisan’da çok ümit ettiği tıp fakültesinden de ret cevabı geldi. Esasen karanlık bir dünyada yaşayan David’in dünyası büsbütün kararmıştı.<br />
<br />
Fakat Philadelphiya Üniversitesinden cevap gelmemişti. Üniversite senatosu “Bugüne kadar böylesine başarılı olmuş bir öğrenciye işi nereye kadar götüreceğini göstermesi için bir şans tanımalıyız” dedi.<br />
<br />
Çok geçmeden üniversiteden kabul mektubu geldi. Ve David büyük bir heyecanla okula kaydoldu. Fakültede işler çok kolay gideceğe benzemiyordu. Mesela anatomi dersinde özel problemlerle karşı karşıya idi. Lastik eldivenle bir kadavra üzerinde çalışırken ancak büyük organları tanıyabiliyor, vücuttaki sinir örgüsü gibi organları tanıyabiliyordu. Çıplak elle çalışmaktan başka çıkar yol yoktu. Çalışma bittikten sonra ellerini antiseptik forma dehid koruyucunun içinde temizliyordu.<br />
<br />
En zor ders Histoloji (doku bilimi) idi.<br />
Mikroskopta görülen şekilleri öğrenmek işini ancak hocalarının ve arkadaşlarının görüntülerin neye benzediğini kendisine söylemeleri ile yürüyordu.<br />
<br />
David dersler için ses kayıt bantlarından faydalanamıyordu. Körler ses kayıt bandı derneği, David için 30 ciltlik kitabı banda kaydedip kendisine hediye etti.<br />
<br />
İkinci sınıfın dersleri oldukça zordu. Her gün altı dersi izleyebilmek için önce okulda bu dersleri banda alıyor, sonra evde bu derslerin özetini kayıt yapıyordu. Altı saatlik bir ders için on iki saatlik bir çalışma gerekiyordu. David için kritik bir yıl olan üçüncü sınıfta artık üniversite hastanesinin hastaları üzerinde çalışması gerekiyordu. Kendisinin bu işlerin üstesinden gelemeyeceğine hala inananlar vardı. Röntgen filmlerini inceleyemezdi. Göz, kulak, burun muayenelerini bir yardımcısız yapamazdı. Hastanın derisinin rengini hemşire söylemese bilemezdi. Bütün bu eksikliklere karşılık, David’de bazı duygular aşırı gelişmişti. Çok kuvvetli işitme kabiliyetli olduğu için streteskop kullanmada usta oldu. Büyük temas kabiliyeti olduğu için göğüs veya karma bir iki dokunması ile iç organların durumunu hemen anlıyordu. Her şeyden önemlisi hastanın şikâyetlerini büyük bir sabır ve dikkatle dinlemesini biliyordu.<br />
<br />
Durumu gören Prof. Dr. John Marten,<br />
Eğer hastaya konuşma hakkı verirseniz, O size en doğru bulguyu verir, David Hartman gözlerinin görmez oluşu yüzünden hastayı dikkatle dinleyip gerçeği ortaya çıkarabiliyor” dedi. David teşhis dersinden tam not alarak hocasının bu fikirlerini doğruladı.<br />
<br />
Son sınıf biterken David, kendisi hakkında şüphesi olan herkesi inandırmıştı, kendisi müstesna.<br />
<br />
27 Mayıs 1976 da David Hartman tıp doktoru diplomasını alarak inanılmaz gibi görünen bir işi başarmıştı...<br />
<br />
Mezuniyetlerinden bir iki hafta sonra körler derneğinin 25. kuruluş yıldönümünde, dernek başkanı, David’i: “-İnsan ruhunun zaferini kazanan David Hartman karşısında inançlarımızın yenilendiğini, azimli bir insanın başaramayacağı bir iş olmayacağım bildiririm” diye misafirlere iftiharla takdim ediyordu.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><br />
İçinde yaşadığımız cemiyete baktığımızda, kimi insanların vücutça sağlam ve sağlıklı kimilerinin ise hasta, özürlü (ama, sağır, sakat vb.) olduğu gözümüze çarpar. Ve herkes bu hayat sahnesinde, ömür çerçevesi içinde kendine verilen rolü oynar ve gider.<br />
Evet, özürlü olmak yani ama, sağır veya sakat olmak hayattan ümidini kesmeyi kendi kabuğuna çekilmeyi gerektirmez. Aksine, azim ve irade ile çalışıp, gayret gösterildiği takdirde insanın başaramayacağı şeyler yok gibidir.<br />
<br />
Aşağıda size sunacağımız gerçek bir hayat hikâyesi buna güzel bir misaldir.<br />
<br />
“Hartman ailesini oluşturan dört kişi evlerinde yemekten sonraki sohbet esnasında, iki gözü görmeyen oğulları David, eski bir konuya yeni bir şekil vererek;<br />
<br />
—“Baba bana gerçeği söyle ben doktor olabilecek miyim?“ diye sordu.<br />
Bir memur olan baba Fred Hartman, bu soruya hemen cevap vermedi, düşündü. Mevzu ciddi idi. David’i şımartmamalıydı. Çocuğun hayal âlemine dalmasına meydana vermemeliydi. Gözleri görmeyen bir çocuğu hangi tıp fakültesi kabul ederdi? David’in gerçekleri kabul etmesi lazımdı. Fakat bir baba olarak “hayır” demeye dili varmıyordu. Nasıl olur da David gibi arzu dolu bir çocuğun hayallerine set çekebilirdi.<br />
<br />
-“Doktor olmak mı oğlum”<br />
<br />
—“Bir defa denemeden birşey söylenemez” dedi.<br />
<br />
Baba oğul karşılıklı gülüştüler. Daha çok küçük yaştan beri hep bu soruyu sorardı. Göz mercekleri sakat doğmuştu. Sekiz yaşma bastığında artık görmez olmuştu.<br />
On yaşma geldiğinde, bir gün:<br />
<br />
-“Baba bende top oynayabilir miyim?” diye sorunca, babası:<br />
Baba oğlun bulmuş oldukları bir yol ile David top oynamayı becermişti. Baba çimenlerin üzerine topu hızla savurunca topun çimenlerin üzerinde çıkan seslerini dikkatle izleyen David, topa ayağı ile gayet isabetli vuruyordu.<br />
<br />
-“Bir deneyelim” demişti.<br />
Bu başarı David’e kendi kendine bazı işleri görmesinde yardımcı oldu. Karanlıktan korkunca: “Anne ayakta duramıyorum” diye seslendiği vakit çocuğu kolundan tutar sarsardı. O zaman çocuk kendi başına ayakta durabileceğine inasurdı. Annesi David’e ev işleri yaptırır, çocuğa kendine itimat duygusu verirdi.<br />
<br />
David’in hata kabul etmez sert karakterli hocası ki kardeşi idi. David odada unutmuş olduğu körlere mahsus kol saatini kız kardeşinden isteyince 0: “Git kendin al, her zaman işlerine koşacak kimselerin etrafında bulunacağım sanma” diye David’e yapabileceği işleri yaptırır, ona cesaret verirdi. Böylece David kör olmakla her şeyini kaybetmediği inancıyla büyüdü. 13 yaşına geldiğinde doktor olmayı kafasına koymuştu- Bunu söyleyince kendisine acıyarak bakanları göremiyordu. Overbrook körler okulundan ayrılıp Havertons kolejine kaydoldu. Okulun başarılı bir öğrencisi olmuştu.<br />
<br />
David’e kolej öğretmenleri ve arkadaşları tarih, psikoloji gibi bir branş seçmesini söylüyorlardı. Doktor olmak için çetin bir mücadeleye girdiği biyoloji hocasına şunları söylüyordu. “-Bakınız Hocam benin diğer arkadaşlardan hiç bir farkım yok, evet gözlerimin görmediği bir gerçek, fakat her insanın bazı noksan tarafı olur. Bence asil noksanlık hiçbir şey yapmadan mücadele vermemektir. Doktor olmak istiyorum ve iyi bir doktor olacağıma inanıyorum. Özellikle sakatlıkları benimki gibi olanlara yardım edebilmek en buy-tık arzumdur. Tıp Fakültesine devam edebilmem için okulumun beni hazırlamasını rica ediyorum.”<br />
<br />
1972 yılı ilkbaharında bu sağlam vücutlu, beyaz bastonlu delikanlı kolejdeki dört yıllık öğrenimini 4 puan üzerinden 3,8 alarak üstün bir başarı ile bitirdi. Tam on ayrı tıp fakültesine kabul edilmek için başvurdu. Nisan ayında bunlardan sekiz tanesinden ret cevabı geldi. 27 Nisan’da çok ümit ettiği tıp fakültesinden de ret cevabı geldi. Esasen karanlık bir dünyada yaşayan David’in dünyası büsbütün kararmıştı.<br />
<br />
Fakat Philadelphiya Üniversitesinden cevap gelmemişti. Üniversite senatosu “Bugüne kadar böylesine başarılı olmuş bir öğrenciye işi nereye kadar götüreceğini göstermesi için bir şans tanımalıyız” dedi.<br />
<br />
Çok geçmeden üniversiteden kabul mektubu geldi. Ve David büyük bir heyecanla okula kaydoldu. Fakültede işler çok kolay gideceğe benzemiyordu. Mesela anatomi dersinde özel problemlerle karşı karşıya idi. Lastik eldivenle bir kadavra üzerinde çalışırken ancak büyük organları tanıyabiliyor, vücuttaki sinir örgüsü gibi organları tanıyabiliyordu. Çıplak elle çalışmaktan başka çıkar yol yoktu. Çalışma bittikten sonra ellerini antiseptik forma dehid koruyucunun içinde temizliyordu.<br />
<br />
En zor ders Histoloji (doku bilimi) idi.<br />
Mikroskopta görülen şekilleri öğrenmek işini ancak hocalarının ve arkadaşlarının görüntülerin neye benzediğini kendisine söylemeleri ile yürüyordu.<br />
<br />
David dersler için ses kayıt bantlarından faydalanamıyordu. Körler ses kayıt bandı derneği, David için 30 ciltlik kitabı banda kaydedip kendisine hediye etti.<br />
<br />
İkinci sınıfın dersleri oldukça zordu. Her gün altı dersi izleyebilmek için önce okulda bu dersleri banda alıyor, sonra evde bu derslerin özetini kayıt yapıyordu. Altı saatlik bir ders için on iki saatlik bir çalışma gerekiyordu. David için kritik bir yıl olan üçüncü sınıfta artık üniversite hastanesinin hastaları üzerinde çalışması gerekiyordu. Kendisinin bu işlerin üstesinden gelemeyeceğine hala inananlar vardı. Röntgen filmlerini inceleyemezdi. Göz, kulak, burun muayenelerini bir yardımcısız yapamazdı. Hastanın derisinin rengini hemşire söylemese bilemezdi. Bütün bu eksikliklere karşılık, David’de bazı duygular aşırı gelişmişti. Çok kuvvetli işitme kabiliyetli olduğu için streteskop kullanmada usta oldu. Büyük temas kabiliyeti olduğu için göğüs veya karma bir iki dokunması ile iç organların durumunu hemen anlıyordu. Her şeyden önemlisi hastanın şikâyetlerini büyük bir sabır ve dikkatle dinlemesini biliyordu.<br />
<br />
Durumu gören Prof. Dr. John Marten,<br />
Eğer hastaya konuşma hakkı verirseniz, O size en doğru bulguyu verir, David Hartman gözlerinin görmez oluşu yüzünden hastayı dikkatle dinleyip gerçeği ortaya çıkarabiliyor” dedi. David teşhis dersinden tam not alarak hocasının bu fikirlerini doğruladı.<br />
<br />
Son sınıf biterken David, kendisi hakkında şüphesi olan herkesi inandırmıştı, kendisi müstesna.<br />
<br />
27 Mayıs 1976 da David Hartman tıp doktoru diplomasını alarak inanılmaz gibi görünen bir işi başarmıştı...<br />
<br />
Mezuniyetlerinden bir iki hafta sonra körler derneğinin 25. kuruluş yıldönümünde, dernek başkanı, David’i: “-İnsan ruhunun zaferini kazanan David Hartman karşısında inançlarımızın yenilendiğini, azimli bir insanın başaramayacağı bir iş olmayacağım bildiririm” diye misafirlere iftiharla takdim ediyordu.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ogame Gemi Yapma - Filo Oluşturma]]></title>
			<link>http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=675</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 15:45:41 +0300</pubDate>
			<dc:creator>yunus_93</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=675</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Öncelikle Ogame'deki filo kavramının genel bir tanımını yapalım:<br />
<br />
Ogame'de ''filo'' aynı amaç için görevlendirilmiş, aynı anda ve bir seferde yollanmış gemi grubudur. Filo bir gemiden de bin gemiden de oluşabilir.<br />
<br />
Bir filoyu nasıl oluşturabilirim ve onu nasıl görevlendirebilirim?<br />
<br />
Bir kez anladıktan sonra aslında gerisi çok kolaydır: Önce sol menüden ''Filo'' tıklanır. Sonra sağda bir menü çıkar.<br />
<br />
Bu menünün üst kısmında o anki tüm filo aktiviteleri görülür. Göreve gidiş F harfiyle, görevden dönüş R harfiyle gösterilir. Nasıl bir görevi olduğu ve varış saatinin yanısıra bir de ''Geri Çağırma'' opsiyonu vardır. Bunu seçtiğinizde göreve gidiş halindeki filo anında görevi iptal ederek dönüş uçuşuna başlar.<br />
Maus imlecini birliğinizin sayısı üstünde bekletirseniz, filoda hangi gemiden kaç tane olduğunu görürsünüz.<br />
<br />
Bu kısmın altında o an gezegende bulunan gemilerin listesi vardır. Yandaki yere sayılar yazılarak bu gemiler yeni görevler için seçilebilirler. Gemilerin tümünü seçmek için ''Tüm gemiler'', aynı türdeki tüm gemileri seçmek için de ''ayami'' butonu kullanılabilir.<br />
Maus imlecini gemi isimlerinin üstünde beklettiğinizde gemilerin hızını görürsünüz.<br />
<br />
Dikkat: Her filo, en yavaş gemisinin hızındadır.<br />
<br />
''Devam''a tıklayarak seçtiğiniz gemileri filoya eklersiniz. (Menünün en üstünde azami filo sayısı vardır. Bu sayıya ulaşıldığında yeni filo kurulamaz.)<br />
<br />
Sonraki menüde hedefin koordinatı yazılır ve hedefin gezegen mi, ay mı yoksa harabe mi olduğu seçilir. Belli filo görevleri sadece belli hedeflerde çalışırlar (örneğin geridönüşüm ancak harabe alanında mümkündür).<br />
<br />
Daha sonra hız yüzde 10'luk dilimler halinde seçilebilir. Seçime göre süre ve yakıt gereksinimi altta gösterilir (tüm uçuşlarda yakıt olarak Deuterium kullanılır). En alttaki ''Shortlinks'' kısmında kolonilerinizin kısayolları bulunur. Bunlara tıklayarak kolayca koordinatı seçebilirsiniz.<br />
<br />
Tekrar ''Devam''a tıklayarak diğer menüye geçersiniz.<br />
<br />
Bu menü son ve en önemli menüdür. Burada filonuzun görevini seçersiniz (tüm mümkün görevler listelenmişlerdir).<br />
<br />
Sağda Metal, Kristal ve Deuterium'un yanına yollanmak istenen hammadde sayısı yazılır. Burada da tümünü seçmek için ''azami'' opsiyonu vardır. Altında otomatik olarak geriye kalan boş yer hesaplanır.<br />
<br />
Mümkün Olan Filo Görevleri:<br />
<br />
   1. Hammadde Nakliyesi [Tüm Gemiler&#93;<br />
      Seçilen miktar hedefe götürülür. Filo hedefe ulaştıktan sonra otomatikman yükü bırakır ve geri döner. (Lütfen yakıtın da yer kaplayacağını hesaba katın.)<br />
   2. Hedef Gezegeni Yağmalamak [Tüm Gemiler&#93;<br />
      Hedefe saldırılır ve galibiyet durumunda kazanç gemilere doldurularak geri dönülür. Eğer filoda bir de Ölüm Yıldızı varsa aylara da saldırılabilir.<br />
   3. Hedef Gezegene Casusluk Yapmak [Tüm Gemiler&#93;<br />
      Hedefe saldırılmaz, ancak hedef taranır. (Daha fazlasını Casusluk ve Saldırı bölümünde bulabilirsiniz.) Filoda en az bir adet Casus Sondası bulunmalıdır.<br />
   4. Filoyu Konuşlandırmak [Tüm Gemiler&#93;<br />
      Filo hedefe uçar ve orada konuşlanır, hemen geri dönmez. Filo bu görevle yollandığında beraberinde hammadde de yollanabilir.<br />
   5. Hammadde Toplamak [Sadece Geridönüşümcü&#93;<br />
      Bu görevin doğru biçimde yerine getirilebilmesi için menüdeki koordinatin sağından ''Harabe Alanı''nın seçilmiş olması gerekir. Geridönüşümcü Harabe Alanı'nda alan boşalıncaya ya da geminin yük kapasitesi doluncaya dek çalışır. Sonra topladığı hammaddeyi görev için yola çıktığı gezegene götürür.<br />
   6. Hedefi Kolonileştirmek [Sadece Koloni Gemisi&#93;<br />
      Henüz işgal edilmemiş bir gezegen sadece Koloni Gemisi'nde hedef olarak seçilebilir. Hedef tüm diğer gemiler için geçersizdir. Başarılı kolonizasyondan sonra Koloni Gemisi yok olur.<br />
   7. Yoketmek [Sadece Ölüm Yıldızı&#93;<br />
      Sadece aylarda çalışır. Daha çok bilgiyi ilgili kısımda bulabilirsiniz. </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Öncelikle Ogame'deki filo kavramının genel bir tanımını yapalım:<br />
<br />
Ogame'de ''filo'' aynı amaç için görevlendirilmiş, aynı anda ve bir seferde yollanmış gemi grubudur. Filo bir gemiden de bin gemiden de oluşabilir.<br />
<br />
Bir filoyu nasıl oluşturabilirim ve onu nasıl görevlendirebilirim?<br />
<br />
Bir kez anladıktan sonra aslında gerisi çok kolaydır: Önce sol menüden ''Filo'' tıklanır. Sonra sağda bir menü çıkar.<br />
<br />
Bu menünün üst kısmında o anki tüm filo aktiviteleri görülür. Göreve gidiş F harfiyle, görevden dönüş R harfiyle gösterilir. Nasıl bir görevi olduğu ve varış saatinin yanısıra bir de ''Geri Çağırma'' opsiyonu vardır. Bunu seçtiğinizde göreve gidiş halindeki filo anında görevi iptal ederek dönüş uçuşuna başlar.<br />
Maus imlecini birliğinizin sayısı üstünde bekletirseniz, filoda hangi gemiden kaç tane olduğunu görürsünüz.<br />
<br />
Bu kısmın altında o an gezegende bulunan gemilerin listesi vardır. Yandaki yere sayılar yazılarak bu gemiler yeni görevler için seçilebilirler. Gemilerin tümünü seçmek için ''Tüm gemiler'', aynı türdeki tüm gemileri seçmek için de ''ayami'' butonu kullanılabilir.<br />
Maus imlecini gemi isimlerinin üstünde beklettiğinizde gemilerin hızını görürsünüz.<br />
<br />
Dikkat: Her filo, en yavaş gemisinin hızındadır.<br />
<br />
''Devam''a tıklayarak seçtiğiniz gemileri filoya eklersiniz. (Menünün en üstünde azami filo sayısı vardır. Bu sayıya ulaşıldığında yeni filo kurulamaz.)<br />
<br />
Sonraki menüde hedefin koordinatı yazılır ve hedefin gezegen mi, ay mı yoksa harabe mi olduğu seçilir. Belli filo görevleri sadece belli hedeflerde çalışırlar (örneğin geridönüşüm ancak harabe alanında mümkündür).<br />
<br />
Daha sonra hız yüzde 10'luk dilimler halinde seçilebilir. Seçime göre süre ve yakıt gereksinimi altta gösterilir (tüm uçuşlarda yakıt olarak Deuterium kullanılır). En alttaki ''Shortlinks'' kısmında kolonilerinizin kısayolları bulunur. Bunlara tıklayarak kolayca koordinatı seçebilirsiniz.<br />
<br />
Tekrar ''Devam''a tıklayarak diğer menüye geçersiniz.<br />
<br />
Bu menü son ve en önemli menüdür. Burada filonuzun görevini seçersiniz (tüm mümkün görevler listelenmişlerdir).<br />
<br />
Sağda Metal, Kristal ve Deuterium'un yanına yollanmak istenen hammadde sayısı yazılır. Burada da tümünü seçmek için ''azami'' opsiyonu vardır. Altında otomatik olarak geriye kalan boş yer hesaplanır.<br />
<br />
Mümkün Olan Filo Görevleri:<br />
<br />
   1. Hammadde Nakliyesi [Tüm Gemiler]<br />
      Seçilen miktar hedefe götürülür. Filo hedefe ulaştıktan sonra otomatikman yükü bırakır ve geri döner. (Lütfen yakıtın da yer kaplayacağını hesaba katın.)<br />
   2. Hedef Gezegeni Yağmalamak [Tüm Gemiler]<br />
      Hedefe saldırılır ve galibiyet durumunda kazanç gemilere doldurularak geri dönülür. Eğer filoda bir de Ölüm Yıldızı varsa aylara da saldırılabilir.<br />
   3. Hedef Gezegene Casusluk Yapmak [Tüm Gemiler]<br />
      Hedefe saldırılmaz, ancak hedef taranır. (Daha fazlasını Casusluk ve Saldırı bölümünde bulabilirsiniz.) Filoda en az bir adet Casus Sondası bulunmalıdır.<br />
   4. Filoyu Konuşlandırmak [Tüm Gemiler]<br />
      Filo hedefe uçar ve orada konuşlanır, hemen geri dönmez. Filo bu görevle yollandığında beraberinde hammadde de yollanabilir.<br />
   5. Hammadde Toplamak [Sadece Geridönüşümcü]<br />
      Bu görevin doğru biçimde yerine getirilebilmesi için menüdeki koordinatin sağından ''Harabe Alanı''nın seçilmiş olması gerekir. Geridönüşümcü Harabe Alanı'nda alan boşalıncaya ya da geminin yük kapasitesi doluncaya dek çalışır. Sonra topladığı hammaddeyi görev için yola çıktığı gezegene götürür.<br />
   6. Hedefi Kolonileştirmek [Sadece Koloni Gemisi]<br />
      Henüz işgal edilmemiş bir gezegen sadece Koloni Gemisi'nde hedef olarak seçilebilir. Hedef tüm diğer gemiler için geçersizdir. Başarılı kolonizasyondan sonra Koloni Gemisi yok olur.<br />
   7. Yoketmek [Sadece Ölüm Yıldızı]<br />
      Sadece aylarda çalışır. Daha çok bilgiyi ilgili kısımda bulabilirsiniz. </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Metal Madeni - Kristal Madeni - Deteryum Sentezleyici - Nasıl Geliştirilir]]></title>
			<link>http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=674</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 15:44:00 +0300</pubDate>
			<dc:creator>yunus_93</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=674</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Bu madenler oyunumuzda gelişmek için bize gereklidir. Ve bu madenlerin  geliştirilmesi gerekmektedir.<br />
<br />
Maden seviyelerini artırmak için:<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Insaati Ilerlet<br />
Kademe ...</span><br />
yazısını tıklamak gereklidir. Eğer madenlerimiz yeterliyse geliştirebiliriz.<br />
<span style="color: #FF0000;"><br />
Gereken: Metal: 59.115 Kristal: 14.778</span><br />
Mesela böyle bir durumda eğer madenlerimiz bu kadar ise seviyemizi arttırabiliriz. Eğer madenlerimiz bundan daha düşükse beklememiz gerekecektir.<br />
<br />
Tabii ki bunun için de enerjimizin yetmesi gerekir. Enerji için sağ üst köşeye baktığımızda eğer kırmızı renk yoksa Metal Madeni'mizi geliştiririz. Eğer inşaat bittikten sonra kırmızı olduysa yine Solar Enerji Santrali'ni geliştirmemiz gerekir.<br />
<br />
Enerji<br />
<span style="color: #FF0000;">-35</span>/1.470<br />
Durumuma baktığım zaman enerjim düşük. Çünkü kırmızı renkte ve - (eksi) durumunda. Benim hemen Solar Enerji Santrali kadememi geliştirmem gerekir. Eğer geliştiremiyorsam Hammadde bölümünde üretimi yavaşlatarak enerjimi arttırabilirim.<br />
<br />
Üretim nasıl yavaşlatılır diyorsanız orda %100 olanlardan birini düşürebilirsiniz. Deteryum ilk başta bize az gerekli olduğu için onu kısabiliriz. %80 yaptığım zaman kırmızı renk gidiyorsa böyle bırakıyorum.<br />
<br />
Ayrıca Hammadde bölümünden saatlik, günlük, haftalık üretimin ne kadar olduğunu da görebiliriz.<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Bu madenler oyunumuzda gelişmek için bize gereklidir. Ve bu madenlerin  geliştirilmesi gerekmektedir.<br />
<br />
Maden seviyelerini artırmak için:<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Insaati Ilerlet<br />
Kademe ...</span><br />
yazısını tıklamak gereklidir. Eğer madenlerimiz yeterliyse geliştirebiliriz.<br />
<span style="color: #FF0000;"><br />
Gereken: Metal: 59.115 Kristal: 14.778</span><br />
Mesela böyle bir durumda eğer madenlerimiz bu kadar ise seviyemizi arttırabiliriz. Eğer madenlerimiz bundan daha düşükse beklememiz gerekecektir.<br />
<br />
Tabii ki bunun için de enerjimizin yetmesi gerekir. Enerji için sağ üst köşeye baktığımızda eğer kırmızı renk yoksa Metal Madeni'mizi geliştiririz. Eğer inşaat bittikten sonra kırmızı olduysa yine Solar Enerji Santrali'ni geliştirmemiz gerekir.<br />
<br />
Enerji<br />
<span style="color: #FF0000;">-35</span>/1.470<br />
Durumuma baktığım zaman enerjim düşük. Çünkü kırmızı renkte ve - (eksi) durumunda. Benim hemen Solar Enerji Santrali kadememi geliştirmem gerekir. Eğer geliştiremiyorsam Hammadde bölümünde üretimi yavaşlatarak enerjimi arttırabilirim.<br />
<br />
Üretim nasıl yavaşlatılır diyorsanız orda %100 olanlardan birini düşürebilirsiniz. Deteryum ilk başta bize az gerekli olduğu için onu kısabiliriz. %80 yaptığım zaman kırmızı renk gidiyorsa böyle bırakıyorum.<br />
<br />
Ayrıca Hammadde bölümünden saatlik, günlük, haftalık üretimin ne kadar olduğunu da görebiliriz.<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ogame - Soru Cevaplı Tersane - Yeni Başlayanların İlk Sorunu]]></title>
			<link>http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=673</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 14:46:33 +0300</pubDate>
			<dc:creator>yunus_93</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=673</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">Uzay Tersanesini nasıl çıkartabilirim?</span><br />
Robot Fabrikası'nı inşa ettiğimiz an Uzay Tersanesi çıkar.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Tersane'de nasıl gemi filo yapabilirim?</span><br />
Tersane'yi tıkladığınızda açtığınız gemiler çıkar. Eğer madeniniz yetiyorsa Amount yazısının altındaki boşluğa üreteceğiniz miktarı yazıp üretime başla dediğinizde üretime başlanır.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Tersane'de nasıl savunma birimi yapabilirim?</span><br />
Savunmayı tıkladığınızda açtığınız savunma birimleri çıkar. Eğer madeniniz yetiyorsa yine aynı şekilde üretebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">"Açtığınız" diyorsunuz peki nasıl açarım? Kapalı olanlar da mı var?</span><br />
Teknik bölümünü tıkladığınızda Uzay Gemileri ve Savunma Mekanizmaları'na baktığınızda hangilerini açıp hangilerini açmadığınızı görebilirsiniz.<br />
<br />
Kırmızı renkliler araştırmadığınız araştırmalarınız ya da yapmadığınız binalarınızdır. Yeşil ise yaptıklarınızdır. Bir geminin ya da savunma mekanizmasının çıkabilmesi için onları yeşil yapmak zorundasınız. Yani onları araştırmak ya da onları inşa etmek.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Ne kadar savunma ya da gemi (filo) yapmalıyım?</span><br />
Bu oldukça zor bir soru. Buna siz karar vereceksiniz. Ayrıca taktiğinize göre karar vereceksiniz. Bunu oyunun ilerleyen bölümünde öğreneceksiniz.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Bunları yaptığımda puanım artar mı?</span><br />
Elbette. Ama deteryum harcadığınızda puan kazanamazsınız.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Savaşta yenildiğimde bütün gemilerim ve savunmalarım yok mu olacak?</span><br />
Eğer gemileriniz yerdeyse ve yenilirseniz hepsi yok olur. Ama savunma birimleri öyle değildir. Yenilseniz de belli bir kısmı gider. Bu da savunmacılara ek bir avantajdır.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Peki üretim hızımı nasıl arttırabilirim?</span><br />
Robot Fabrikası kademesini arttırdığınızda üretim daha da hızlanır.<br />
<span style="color: #FF0000;"><br />
Madenlerim yettiğinde her zaman üretim yapabilir miyim?</span><br />
Hayır. Uzay Tersane'si kademesi arttırılırken üretim yapılamaz. Ayrıca tatil modundayken üretim yapılamaz.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">Uzay Tersanesini nasıl çıkartabilirim?</span><br />
Robot Fabrikası'nı inşa ettiğimiz an Uzay Tersanesi çıkar.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Tersane'de nasıl gemi filo yapabilirim?</span><br />
Tersane'yi tıkladığınızda açtığınız gemiler çıkar. Eğer madeniniz yetiyorsa Amount yazısının altındaki boşluğa üreteceğiniz miktarı yazıp üretime başla dediğinizde üretime başlanır.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Tersane'de nasıl savunma birimi yapabilirim?</span><br />
Savunmayı tıkladığınızda açtığınız savunma birimleri çıkar. Eğer madeniniz yetiyorsa yine aynı şekilde üretebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">"Açtığınız" diyorsunuz peki nasıl açarım? Kapalı olanlar da mı var?</span><br />
Teknik bölümünü tıkladığınızda Uzay Gemileri ve Savunma Mekanizmaları'na baktığınızda hangilerini açıp hangilerini açmadığınızı görebilirsiniz.<br />
<br />
Kırmızı renkliler araştırmadığınız araştırmalarınız ya da yapmadığınız binalarınızdır. Yeşil ise yaptıklarınızdır. Bir geminin ya da savunma mekanizmasının çıkabilmesi için onları yeşil yapmak zorundasınız. Yani onları araştırmak ya da onları inşa etmek.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Ne kadar savunma ya da gemi (filo) yapmalıyım?</span><br />
Bu oldukça zor bir soru. Buna siz karar vereceksiniz. Ayrıca taktiğinize göre karar vereceksiniz. Bunu oyunun ilerleyen bölümünde öğreneceksiniz.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Bunları yaptığımda puanım artar mı?</span><br />
Elbette. Ama deteryum harcadığınızda puan kazanamazsınız.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Savaşta yenildiğimde bütün gemilerim ve savunmalarım yok mu olacak?</span><br />
Eğer gemileriniz yerdeyse ve yenilirseniz hepsi yok olur. Ama savunma birimleri öyle değildir. Yenilseniz de belli bir kısmı gider. Bu da savunmacılara ek bir avantajdır.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Peki üretim hızımı nasıl arttırabilirim?</span><br />
Robot Fabrikası kademesini arttırdığınızda üretim daha da hızlanır.<br />
<span style="color: #FF0000;"><br />
Madenlerim yettiğinde her zaman üretim yapabilir miyim?</span><br />
Hayır. Uzay Tersane'si kademesi arttırılırken üretim yapılamaz. Ayrıca tatil modundayken üretim yapılamaz.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Icon Commander 1.10]]></title>
			<link>http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=672</link>
			<pubDate>Mon, 13 Jul 2009 23:39:00 +0300</pubDate>
			<dc:creator>hasanavni</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=672</guid>
			<description><![CDATA[Evet arkadaslar gene bi tam surum program veriyorum.Tam sürüm fiyatı <span style="font-weight: bold;">29.95 USD </span> olan bi müthiş programı sizlere <span style="font-weight: bold;">ücretsiz</span> bi şekilde veriyorum <img src="http://www.paylastikca.net/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /><br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
Icon Commander ile her türlü resim dosyasını Windows’un ICO formatına dönüştürebilirsiniz. Eğer simgelerle ilgileniyorsanız bu program mutlaka elinizin altında bulunmalı. Simge stili kütüphaneleri de oldukça işinize yarayacak!<br />
<br />
IconCommander aynı zamanda  Windows Vista 256×256 transparan ikonları da destekliyor.<br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<img src="http://www.binerus.com/iconcommander/snapshot/screen1.jpeg" border="0" alt="[Resim: screen1.jpeg&#93;" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br />
<br />
<img src="http://www.binerus.com/iconcommander/snapshot/screen0.jpeg?rand=83060363" border="0" alt="[Resim: screen0.jpeg?rand=83060363&#93;" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Evet arkadaslar gene bi tam surum program veriyorum.Tam sürüm fiyatı <span style="font-weight: bold;">29.95 USD </span> olan bi müthiş programı sizlere <span style="font-weight: bold;">ücretsiz</span> bi şekilde veriyorum <img src="http://www.paylastikca.net/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /><br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
Icon Commander ile her türlü resim dosyasını Windows’un ICO formatına dönüştürebilirsiniz. Eğer simgelerle ilgileniyorsanız bu program mutlaka elinizin altında bulunmalı. Simge stili kütüphaneleri de oldukça işinize yarayacak!<br />
<br />
IconCommander aynı zamanda  Windows Vista 256×256 transparan ikonları da destekliyor.<br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<img src="http://www.binerus.com/iconcommander/snapshot/screen1.jpeg" border="0" alt="[Resim: screen1.jpeg]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br />
<br />
<img src="http://www.binerus.com/iconcommander/snapshot/screen0.jpeg?rand=83060363" border="0" alt="[Resim: screen0.jpeg?rand=83060363]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Street Fighter IV (PC)]]></title>
			<link>http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=671</link>
			<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 20:28:19 +0300</pubDate>
			<dc:creator>yunus_93</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=671</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="http://img2.immage.de/0107b03c2cjd07759981gr.jpg" border="0" alt="[Resim: 0107b03c2cjd07759981gr.jpg&#93;" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/></p>
<br />
<br />
<div class="codeblock">
<div class="title">Kod:<br />
</div><div class="body" dir="ltr"><code>http://rapidshare.com/files/250509690/sfiv.part01.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250508562/sfiv.part02.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509631/sfiv.part03.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250508898/sfiv.part04.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509580/sfiv.part05.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250508837/sfiv.part06.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509435/sfiv.part07.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509403/sfiv.part08.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250508771/sfiv.part09.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509706/sfiv.part10.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250508868/sfiv.part11.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509526/sfiv.part12.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509541/sfiv.part13.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250508876/sfiv.part14.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250508878/sfiv.part15.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509606/sfiv.part16.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509515/sfiv.part17.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509375/sfiv.part18.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509556/sfiv.part19.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250508762/sfiv.part20.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250508847/sfiv.part21.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509418/sfiv.part22.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509414/sfiv.part23.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250508148/sfiv.part24.rar<br />
<br />
<br />
Şifre: www.indirgame.com/asd.rar</code></div></div>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="http://img2.immage.de/0107b03c2cjd07759981gr.jpg" border="0" alt="[Resim: 0107b03c2cjd07759981gr.jpg]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/></p>
<br />
<br />
<div class="codeblock">
<div class="title">Kod:<br />
</div><div class="body" dir="ltr"><code>http://rapidshare.com/files/250509690/sfiv.part01.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250508562/sfiv.part02.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509631/sfiv.part03.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250508898/sfiv.part04.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509580/sfiv.part05.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250508837/sfiv.part06.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509435/sfiv.part07.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509403/sfiv.part08.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250508771/sfiv.part09.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509706/sfiv.part10.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250508868/sfiv.part11.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509526/sfiv.part12.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509541/sfiv.part13.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250508876/sfiv.part14.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250508878/sfiv.part15.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509606/sfiv.part16.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509515/sfiv.part17.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509375/sfiv.part18.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509556/sfiv.part19.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250508762/sfiv.part20.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250508847/sfiv.part21.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509418/sfiv.part22.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250509414/sfiv.part23.rar<br />
http://rapidshare.com/files/250508148/sfiv.part24.rar<br />
<br />
<br />
Şifre: www.indirgame.com/asd.rar</code></div></div>
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[GTR 2 Demo]]></title>
			<link>http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=670</link>
			<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 20:07:54 +0300</pubDate>
			<dc:creator>yunus_93</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=670</guid>
			<description><![CDATA[Sıcaklar artıyor... Sıcaklar artıyor ve biz bunalıyoruz, sıcaklar artıyor ve asfalt yanıyor, sıcaklar artıyor ve eve kapanıyoruz. Tamam, kabul ediyorum yazının başından içinizi iyice sıktım. Şimdi de bunu telafi edelim; sıcaklar artıyor ve herkes tatil yapıyor, sıcaklar artıyor ve hayatımıza; deniz, güneş, sahiller ve huzur giriyor. Benim de hayatıma bu yaz sıcaklarında merakla beklediğim bir etkinlik yaklaşıyor, o da Formula 1'in Türkiye ayağı (tatile gidemedim avunuyorum).<br />
<br />
Geçen sene itibarıyla herkesin ve dolayısıyla benim de hayatıma daha yakından giriş yapan Formula 1 sayesinde, motor sporlarına olan ilgi, insanlarımızda genel olarak artmış durumda. İstanbul Park'a yakın bir yerde ikamet ettiğimden dolayı geçen sene bu şenliği birebir yaşadım ve iyi ki de yaşamışım. Konuyla alakalı olduğundan hemen şunu söylemeliyim; eğer bir motor sporları hayranı iseniz, oranın havasını kesinlikle solumalısınız. Daha yolda giderken, pist çevresine yaklaştığınız andan itibaren adeta kendinizi büyülenmiş hissedebilirsiniz. Pistin içinde 300 km/h hız ile giden canavarların motor seslerini duyduğunuz andan itibaren, artık altınızdaki arabanın bir önemi yok, kullandığınız araba da artık sizin için bir Ferrari canavarı. Bu yüzden İstanbul Park çevresinden dikkatli olun diyerek bu büyülü sözcükleri ortasından keselim.<br />
<br />
Yukarıdaki paragrafta yazdığım cümleler ile hemen konumuzu bağdaştıralım. Bir motor sporları tutkunu olarak; NFS serileri, Midnight Club gibi oyunlar bize, bu tutkumuzu yaşatabilmek için imkan tanıdılar. Ancak hiçbir zaman bize tam olarak bir haz veremediler. Bahsettiğim haz, kullandığımız pahalı oyuncakların, bizim olma hissiyatı ve gerçekten o arabaların şürüş keyfine varmak, işte bahsettiğim haz bu. İşte burada da yarış simülasyonları devreye giriyor. Gerek TOCA olsun, gerek GT Legends oyunları olsun. Bu isteğimizi gerçekleştirmemiz için bize imkan sundu. Ama yine de eksik bir şeyler vardı. Bunu oyun yapımcıları anlayamadı ve bir grup yarış simülasyonu delisi bir araya gelerek, tam anlamıyla "gerçek" sürüş keyfini bize yaşatmak için, FIA'nın GT oyunlarına mod olarak bize ilk GTR'ı sundular.<br />
<br />
GTR, mod olarak indirilmeye sunulduğu zaman, hiç beklenmedik bir ilgi ile karşılanmıştı. Aslında bu "beklenmedik" kelimesi oyunu hazırlayan kişiler için geçerliydi. Çünkü oynayanlar için GTR'ın bu başarısı, hiç de beklenmedik değil idi. Yarış simülasyonları hayranlarının bu kadar ilgisini çeken bir oyun elbette yapımcıların da ilgisini çekti. Ve FIA hemen gereken lisanslar ile brilikte oyunun yapımcılığını SimBin şirketine verdi. Sonunda da herkesi memnun edecek şekilde GTR resmi bir oyun olarak, beğenimize sunuldu. GTR'ın piyasaya çıktıktan sonra da oyun büyük bir ilgi ile karşılaştı. Oyunda, kısacası kullandığımız aracı özelliklerini en küçük ayrıntısına kadar değiştirebiliyorduk. Tabii başarıdaki etmen sadece bu değildi. Bana göre GTR'ın başarısı, oyundaki her aracın biribirinden ayrılan ve birebir olarak oyuna aktarılan, araç kontrolleriydi. Bu kadar ilgiyle karşılaşan bir oyunun devamının gelmemesi, garip olurdu. Yapımcılarda bizim gibi düşünmüş olacak ki, karşımıza GTR 2'nin demosu ile çıktılar. Bakalım GTR'ın 2. ayağı ilki kadar başarılı olabilecek mi?<br />
<br />
Gaz kessem yetmez mi?<br />
<br />
Hemen GTR 2 demosunun bize sunduğu imkanlardan bahsedelim. Demoda iki takım ve bir pist seçebiliyoruz. Kullanabileceğimiz araçlar; Ferrari 575 GTC ve Lamborghini Murcielago R-GT. Bu araçları son sürat kullanabileceğimiz pist ise Barcelona GP. Bunların dışında demoda sadece iki adet mod, oynanabilir durumda. Bunlar; Time Trial ve Race Weekend. Time Trial modu, herkesin bildiği gibi seçtiğimiz araç ile pistte bir turu en kısa zamanda tamamlamak. Race Weekend modu ise, araçlarımızı diğer araçlar ile kıyasa götürebileceğimiz bir mod. Ama burada tabii ki direk yarışmıyoruz. Önce bir güzel antrenman turları yapıyoruz, aracımızın özelliklerini piste göre ayarlıyoruz. Sonra sıralama turlarını da geçtikten sonra, en nihayetinde yarışımıza başlayabiliyoruz. Bunu da geçmeden etmeyelim, yarışa başlamadan önce bir formasyon turu da atıyoruz. Aman yarış başladı diye gazı köklemeyin, baştan arabayı dağıtmayın.<br />
<br />
Hemen GTR serisinin kilit noktası olan kontollere değinelim. Araç kontrolleri daha ilk başta: "Direksiyon isterim." diye bağırıyor. Hemen hevesiniz kırılmasın eğer bir direksiyona sahip değilseniz ama GTR'ı iyi bir şekilde oynabildiyseniz, oyunun kontrollerine alışmanız fazla uzun sürmeyecektir. Ancak ve ancak GTR'ı oynamadım diyorsanız; zor saatler sizi bekliyor olabilir. Ama sakın pes etmeyin, oyuna alışmak başlı başına ayrı bir zevk olduğu gibi, alıştıktan sonra da alacağınız tat, kat ve kat fazla olacaktır. Yarış simülasyonlarına uzak olanlar için şunu baştan söyleyelim; oyunun kontrolleri ilk başta, olduğunun tam aksine size gerçek dışı gelecektir. Ama az sabredin, sonuçlar ortaya çıktığında zamanın farkına varmayacaksınız. Ama tabii bu olay demoda kısıtlı olduğundn zamanım farkına gayet güzel varılıyor. Bunun için GTR 2'nin tam sürümünde bulunacak olan 24 Hour Race modunu beklemek lazım.<br />
<br />
GTR 2' de üç adet zorluk kademesi bulunuyor. Bunlar; novice, semi-pro ve simulation. Bu derecelerden en kolayı olan novice'ta sizi zorlayacak tek olay arabaya hakim olabilmek. Bunun dışında pek bir zorluk yok. Semi-pro ve simulation'da ise olay tamamen boyut değiştiriyor ve bir anda kendinizi teknik detayların ayrıntısında boğuluyor olarak bulabilirsiniz. Bunların dışında, eğer size hiçbir zorluk kademesi size hitap etmiyorsa kendi zorluk seviyesinizi, novice'ta bulunan yardımcıları, oyunu zorlaşturabilen unsurları kapayıp açarak, kendinize göre ayarlayabilirsiniz. Ama bunu en ayrıntılı olarak novice kademesinde yapabiliyoruz. Çünkü semi-pro ve simulation, bu özelliklerin hepsiyle oynayabilmemize imkan vermiyor. Bunları ise oyun modunu seçtikte sonra, ekranın altında çıkan 'realizm' ayarlarını seçerek yapıyoruz.<br />
<br />
Arabaya değil, yola bakalım<br />
<br />
Demoda iki adet araç kullanabildiğimizi ve bunların Ferrari 575 GTC ve Lamborghini Murcielago R-GT olduğunu söylemiştik. Şimdi de bu canavarların oyuna nasıl aktarıldığı konusuna değinelim. Genel olarak yarış simülasyonlarının grafikleri, fazla efekt kullanılmadan, sade bir biçimde hazırlandığından dolayı, oyuncuların gözüne biraz sönük gelmekte. Bunun nedeni -daha önce de söylediğim gibi- grafiklerin sade olması. GTR 2 de bu genellemeye uyuyor ve yine pek cafcaflı olmayan grafiklerle karşımıza çıkıyor. Araç modellemeleri olması gerektiği gibi, kısacası birebir. Bu konuda zaten bir sıkıntı doğacağını pek sanmıyorum. Asfalt yapısı için ise pek ayrıntılı konuşmak için oyunun tam sürümünü beklemek gerkiyor, çünkü oynabildiğimiz tek bir pistte ayrıntıya girmek pek mümkün değil. Bundan dolayı genel olarak bahsedersek, tek kelime; iyiler. Bunun dışında GTR'ın bir açık noktası kapatılmış. GTR 2'de bulunan çevre grafikleri gayet hoş diyebilirim. Kesinlikle gözünüze batmıyor.<br />
<br />
Teknik açıdan 2. önemli olan nokta olan oyundaki hasar modelllemesinden bahsedelim. Hasar modellemeleri kısacası, aracınızla bir yerlere çarpmamanıza dikkat ettirecek kadar etkili. Şöyle ki; aracınızın kaputunu çökertiyseniz, bu arabanızın yer tutuşunu neredeyse sıfıra indiriyor ya da çöken kısım bir lastiğin kilitlenmesine sebep oluyor ve aracınızı pistte tutabilmek için akla karayı seçmek gibi bir ikilemde kalıyorsunuz. Daha da ileri giderseniz arabanız artık size pes etmek üzere olduğunu işaret eden sesler çıkarıyor ve sonunda kullanılmaz hale gelebiliyor. Eğer yeteri kadar detayın olduğu yarışta, bir de bu olaylardan sorumlu olmak istemiyosanız ve bu pahalı oyuncakların fiyatını kısa bir süre aklınızdan geçirerek aracınızı pistin sınırları içinde tutmaya gayret göstermelisiniz. Bunun dışında siz de benim gibi test amaçlı olarak sağa sola çarparak, içinizi rahatlatabilirsiniz.<br />
<br />
Oyundaki sesler de diğer teknik unsular gibi kaliteli. Size kesinlikle ne tür bir yaratığı kullandığınızı hissettiriyor. Özellikle kokpit kamera açısından bu zevki daha detaylı olarak tadabilirsiniz. Artan hızla doğru orantılı olarak, yükselen sarsıntı motor sesleri, hız ihtiyacınızı giderecektir. Bunun dışında GTR2�de ana menüde çalan müzik dışında tek bir tını bile duyamıyorsunuz. Zaten bir Ferrari 575 GTC'nin motor sesini hangi enstürüman bize verebilir ki?<br />
<br />
Bir yarış haftasını daha geride bıraktık<br />
<br />
Demodan bahsettikten sonran biraz da oyunun tam sürümüyle beraber gelecek yenilikllere değinelim. Öncelikle GTR 2'de 140'tan fazla araç, 34 farklı pist, birebir ve lisansı olarak bize sunulacak. Bunların dışında Driving School ile sürüş yeteneklerimizi geliştirmemize imkan tanınacak. Son sözler olarak; TOCA, Scar, GT serisi oyunları oynamışsanız ve zevk aldıysanız, GTR 2'yi zaten kaçırmazsınız. Eğer yeni başlayacak kaliteli bir yapım arıyorsanız cevabım, yine aynı olacaktır. GTR 2'nin tam sürümün Eylül ayında piyasada olacağını hatırlatarak, demoyu indirmenizi öneririm. Kısa da olsa gerçek sürüş keyfine varacaksınız. İyi oyunlar...<br />
<br />
<br />
<br />
Engin Topçu TrGamer'den alıntıdır...<br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sıcaklar artıyor... Sıcaklar artıyor ve biz bunalıyoruz, sıcaklar artıyor ve asfalt yanıyor, sıcaklar artıyor ve eve kapanıyoruz. Tamam, kabul ediyorum yazının başından içinizi iyice sıktım. Şimdi de bunu telafi edelim; sıcaklar artıyor ve herkes tatil yapıyor, sıcaklar artıyor ve hayatımıza; deniz, güneş, sahiller ve huzur giriyor. Benim de hayatıma bu yaz sıcaklarında merakla beklediğim bir etkinlik yaklaşıyor, o da Formula 1'in Türkiye ayağı (tatile gidemedim avunuyorum).<br />
<br />
Geçen sene itibarıyla herkesin ve dolayısıyla benim de hayatıma daha yakından giriş yapan Formula 1 sayesinde, motor sporlarına olan ilgi, insanlarımızda genel olarak artmış durumda. İstanbul Park'a yakın bir yerde ikamet ettiğimden dolayı geçen sene bu şenliği birebir yaşadım ve iyi ki de yaşamışım. Konuyla alakalı olduğundan hemen şunu söylemeliyim; eğer bir motor sporları hayranı iseniz, oranın havasını kesinlikle solumalısınız. Daha yolda giderken, pist çevresine yaklaştığınız andan itibaren adeta kendinizi büyülenmiş hissedebilirsiniz. Pistin içinde 300 km/h hız ile giden canavarların motor seslerini duyduğunuz andan itibaren, artık altınızdaki arabanın bir önemi yok, kullandığınız araba da artık sizin için bir Ferrari canavarı. Bu yüzden İstanbul Park çevresinden dikkatli olun diyerek bu büyülü sözcükleri ortasından keselim.<br />
<br />
Yukarıdaki paragrafta yazdığım cümleler ile hemen konumuzu bağdaştıralım. Bir motor sporları tutkunu olarak; NFS serileri, Midnight Club gibi oyunlar bize, bu tutkumuzu yaşatabilmek için imkan tanıdılar. Ancak hiçbir zaman bize tam olarak bir haz veremediler. Bahsettiğim haz, kullandığımız pahalı oyuncakların, bizim olma hissiyatı ve gerçekten o arabaların şürüş keyfine varmak, işte bahsettiğim haz bu. İşte burada da yarış simülasyonları devreye giriyor. Gerek TOCA olsun, gerek GT Legends oyunları olsun. Bu isteğimizi gerçekleştirmemiz için bize imkan sundu. Ama yine de eksik bir şeyler vardı. Bunu oyun yapımcıları anlayamadı ve bir grup yarış simülasyonu delisi bir araya gelerek, tam anlamıyla "gerçek" sürüş keyfini bize yaşatmak için, FIA'nın GT oyunlarına mod olarak bize ilk GTR'ı sundular.<br />
<br />
GTR, mod olarak indirilmeye sunulduğu zaman, hiç beklenmedik bir ilgi ile karşılanmıştı. Aslında bu "beklenmedik" kelimesi oyunu hazırlayan kişiler için geçerliydi. Çünkü oynayanlar için GTR'ın bu başarısı, hiç de beklenmedik değil idi. Yarış simülasyonları hayranlarının bu kadar ilgisini çeken bir oyun elbette yapımcıların da ilgisini çekti. Ve FIA hemen gereken lisanslar ile brilikte oyunun yapımcılığını SimBin şirketine verdi. Sonunda da herkesi memnun edecek şekilde GTR resmi bir oyun olarak, beğenimize sunuldu. GTR'ın piyasaya çıktıktan sonra da oyun büyük bir ilgi ile karşılaştı. Oyunda, kısacası kullandığımız aracı özelliklerini en küçük ayrıntısına kadar değiştirebiliyorduk. Tabii başarıdaki etmen sadece bu değildi. Bana göre GTR'ın başarısı, oyundaki her aracın biribirinden ayrılan ve birebir olarak oyuna aktarılan, araç kontrolleriydi. Bu kadar ilgiyle karşılaşan bir oyunun devamının gelmemesi, garip olurdu. Yapımcılarda bizim gibi düşünmüş olacak ki, karşımıza GTR 2'nin demosu ile çıktılar. Bakalım GTR'ın 2. ayağı ilki kadar başarılı olabilecek mi?<br />
<br />
Gaz kessem yetmez mi?<br />
<br />
Hemen GTR 2 demosunun bize sunduğu imkanlardan bahsedelim. Demoda iki takım ve bir pist seçebiliyoruz. Kullanabileceğimiz araçlar; Ferrari 575 GTC ve Lamborghini Murcielago R-GT. Bu araçları son sürat kullanabileceğimiz pist ise Barcelona GP. Bunların dışında demoda sadece iki adet mod, oynanabilir durumda. Bunlar; Time Trial ve Race Weekend. Time Trial modu, herkesin bildiği gibi seçtiğimiz araç ile pistte bir turu en kısa zamanda tamamlamak. Race Weekend modu ise, araçlarımızı diğer araçlar ile kıyasa götürebileceğimiz bir mod. Ama burada tabii ki direk yarışmıyoruz. Önce bir güzel antrenman turları yapıyoruz, aracımızın özelliklerini piste göre ayarlıyoruz. Sonra sıralama turlarını da geçtikten sonra, en nihayetinde yarışımıza başlayabiliyoruz. Bunu da geçmeden etmeyelim, yarışa başlamadan önce bir formasyon turu da atıyoruz. Aman yarış başladı diye gazı köklemeyin, baştan arabayı dağıtmayın.<br />
<br />
Hemen GTR serisinin kilit noktası olan kontollere değinelim. Araç kontrolleri daha ilk başta: "Direksiyon isterim." diye bağırıyor. Hemen hevesiniz kırılmasın eğer bir direksiyona sahip değilseniz ama GTR'ı iyi bir şekilde oynabildiyseniz, oyunun kontrollerine alışmanız fazla uzun sürmeyecektir. Ancak ve ancak GTR'ı oynamadım diyorsanız; zor saatler sizi bekliyor olabilir. Ama sakın pes etmeyin, oyuna alışmak başlı başına ayrı bir zevk olduğu gibi, alıştıktan sonra da alacağınız tat, kat ve kat fazla olacaktır. Yarış simülasyonlarına uzak olanlar için şunu baştan söyleyelim; oyunun kontrolleri ilk başta, olduğunun tam aksine size gerçek dışı gelecektir. Ama az sabredin, sonuçlar ortaya çıktığında zamanın farkına varmayacaksınız. Ama tabii bu olay demoda kısıtlı olduğundn zamanım farkına gayet güzel varılıyor. Bunun için GTR 2'nin tam sürümünde bulunacak olan 24 Hour Race modunu beklemek lazım.<br />
<br />
GTR 2' de üç adet zorluk kademesi bulunuyor. Bunlar; novice, semi-pro ve simulation. Bu derecelerden en kolayı olan novice'ta sizi zorlayacak tek olay arabaya hakim olabilmek. Bunun dışında pek bir zorluk yok. Semi-pro ve simulation'da ise olay tamamen boyut değiştiriyor ve bir anda kendinizi teknik detayların ayrıntısında boğuluyor olarak bulabilirsiniz. Bunların dışında, eğer size hiçbir zorluk kademesi size hitap etmiyorsa kendi zorluk seviyesinizi, novice'ta bulunan yardımcıları, oyunu zorlaşturabilen unsurları kapayıp açarak, kendinize göre ayarlayabilirsiniz. Ama bunu en ayrıntılı olarak novice kademesinde yapabiliyoruz. Çünkü semi-pro ve simulation, bu özelliklerin hepsiyle oynayabilmemize imkan vermiyor. Bunları ise oyun modunu seçtikte sonra, ekranın altında çıkan 'realizm' ayarlarını seçerek yapıyoruz.<br />
<br />
Arabaya değil, yola bakalım<br />
<br />
Demoda iki adet araç kullanabildiğimizi ve bunların Ferrari 575 GTC ve Lamborghini Murcielago R-GT olduğunu söylemiştik. Şimdi de bu canavarların oyuna nasıl aktarıldığı konusuna değinelim. Genel olarak yarış simülasyonlarının grafikleri, fazla efekt kullanılmadan, sade bir biçimde hazırlandığından dolayı, oyuncuların gözüne biraz sönük gelmekte. Bunun nedeni -daha önce de söylediğim gibi- grafiklerin sade olması. GTR 2 de bu genellemeye uyuyor ve yine pek cafcaflı olmayan grafiklerle karşımıza çıkıyor. Araç modellemeleri olması gerektiği gibi, kısacası birebir. Bu konuda zaten bir sıkıntı doğacağını pek sanmıyorum. Asfalt yapısı için ise pek ayrıntılı konuşmak için oyunun tam sürümünü beklemek gerkiyor, çünkü oynabildiğimiz tek bir pistte ayrıntıya girmek pek mümkün değil. Bundan dolayı genel olarak bahsedersek, tek kelime; iyiler. Bunun dışında GTR'ın bir açık noktası kapatılmış. GTR 2'de bulunan çevre grafikleri gayet hoş diyebilirim. Kesinlikle gözünüze batmıyor.<br />
<br />
Teknik açıdan 2. önemli olan nokta olan oyundaki hasar modelllemesinden bahsedelim. Hasar modellemeleri kısacası, aracınızla bir yerlere çarpmamanıza dikkat ettirecek kadar etkili. Şöyle ki; aracınızın kaputunu çökertiyseniz, bu arabanızın yer tutuşunu neredeyse sıfıra indiriyor ya da çöken kısım bir lastiğin kilitlenmesine sebep oluyor ve aracınızı pistte tutabilmek için akla karayı seçmek gibi bir ikilemde kalıyorsunuz. Daha da ileri giderseniz arabanız artık size pes etmek üzere olduğunu işaret eden sesler çıkarıyor ve sonunda kullanılmaz hale gelebiliyor. Eğer yeteri kadar detayın olduğu yarışta, bir de bu olaylardan sorumlu olmak istemiyosanız ve bu pahalı oyuncakların fiyatını kısa bir süre aklınızdan geçirerek aracınızı pistin sınırları içinde tutmaya gayret göstermelisiniz. Bunun dışında siz de benim gibi test amaçlı olarak sağa sola çarparak, içinizi rahatlatabilirsiniz.<br />
<br />
Oyundaki sesler de diğer teknik unsular gibi kaliteli. Size kesinlikle ne tür bir yaratığı kullandığınızı hissettiriyor. Özellikle kokpit kamera açısından bu zevki daha detaylı olarak tadabilirsiniz. Artan hızla doğru orantılı olarak, yükselen sarsıntı motor sesleri, hız ihtiyacınızı giderecektir. Bunun dışında GTR2�de ana menüde çalan müzik dışında tek bir tını bile duyamıyorsunuz. Zaten bir Ferrari 575 GTC'nin motor sesini hangi enstürüman bize verebilir ki?<br />
<br />
Bir yarış haftasını daha geride bıraktık<br />
<br />
Demodan bahsettikten sonran biraz da oyunun tam sürümüyle beraber gelecek yenilikllere değinelim. Öncelikle GTR 2'de 140'tan fazla araç, 34 farklı pist, birebir ve lisansı olarak bize sunulacak. Bunların dışında Driving School ile sürüş yeteneklerimizi geliştirmemize imkan tanınacak. Son sözler olarak; TOCA, Scar, GT serisi oyunları oynamışsanız ve zevk aldıysanız, GTR 2'yi zaten kaçırmazsınız. Eğer yeni başlayacak kaliteli bir yapım arıyorsanız cevabım, yine aynı olacaktır. GTR 2'nin tam sürümün Eylül ayında piyasada olacağını hatırlatarak, demoyu indirmenizi öneririm. Kısa da olsa gerçek sürüş keyfine varacaksınız. İyi oyunlar...<br />
<br />
<br />
<br />
Engin Topçu TrGamer'den alıntıdır...<br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font></a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Spider Man 3]]></title>
			<link>http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=669</link>
			<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 20:03:55 +0300</pubDate>
			<dc:creator>yunus_93</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=669</guid>
			<description><![CDATA[Dostane komşumuz Spider-Man beyaz perdeye üçüncü kez ağını attı. Tabi ki filmine eş zamanlı olarak oyunu da bizlerle birlikte. Filmi pekiyi olmasa da oyun, güzel şeyler vaat ediyor. Kendisini bol, bol filmlerde de gördüğümüz Stan Lee tarafından yaratılan karakterimiz, dünyaya çok az çizgi roman kahramana nasip olmuş bir şeyi başardı. İlk olarak 1962 yılında, Amazing Fantasy adlı farklı kahramanları anlatan bir çizgi romanın 15. sayısında, dünyaya kendini tanıttı. O zamandan beri, dünya çapında büyük fan bir kitlesine sahip. Çok az kahramana nasip olan özelliği ise, her nesilden çocukları kendine bağlayabilmesi. Ufak bir çocukken, babamdan, gizli olarak o zamanlar siyah beyaz çıkan, Örümcek Adam çizgi romanlarını alıp okurdum. O zamanlar, Spider-Man adına en fazla bu ve birkaç ufak promosyon malzemesi bulunabiliyordu. Şimdi ise �Duvar Tırmanıcı� dostumuzun, kalemden, çoraba kadar her şeyin üzerinde resimleri var. Kıyafetleri bile makul fiyatlar da denilebilir. Örümcek Adam eğitim merkezi, açılsa şaşırmayacağım...<br />
<br />
Spider-Man�i bu kadar popüler yapan şey nedir diye sorarsak eğer, birçok kahramanın aksine hedef kitlesine müthiş uyuyor. Öncellikle genç, normal hayatında sıradan, taktığı maske sayesinde bir sembol ve insanlar kendini onun yerine koyabiliyor. Kimse kendini kolay, kolay Superman olarak düşünemez sanırım. Birçok süper kahramanın aksine, ailesi ve onlara karşı bir bağı var. Kendi hayatını kurmak için uğraşıyor. Diğer kahramanlar gibi nereden geldiği belli olmayan para kaynaklarına sahip değil. Hemen hepimiz gibi, parasını kendi kazanıyor. Hatta bunun için kullandığı yöntem çok eğlenceli. Son yıllarca, özellikle �Civil War� adlı seride, canlı yayında gerçek kimliğini açıklaması gibi, karakteri zedeleyen ve orijinalliğini bozan şeyler yaşanmış olsa da. Hala çizgi roman dünyası için önemli bir karakter. Hakkında yazılacak çok fazla şey var, sırf hayatının gidişatı, klonlanması gibi maceraları için bile sayfalarca yazılabilir. Hemen korkmayın canım, bunları yazmayacağım, ama oyunla ilgili yorumları okumak için biraz daha sabretmeniz lazım...<br />
<br />
Şimdiye kadar dünya üzerinde çıkmış her konsol için en azından bir tane Spider-Man oyunu yapıldı. Zamanın efsane konsol halk dilindeki adıyla �Kara Kutu� ya da �Ateri� deki, bir gökdelenin tepesine çıkmaya çalıştığımız ilk Spider-Man oyununu oynayanlar, yenileriyle karşılaştırıp, oyun sektöründeki evrimi bile görebilirler. Diğer kahramanların aksine, Spider-Man PC�lere vefalı davranan birisi. Yakın dönemde piyasaya sürülen tüm örümcek oyunları, PC�ye de çıktı. Bunları, kısaca hatırlatmak gerekirse�<br />
<br />
Bizi ağına düşüren oyunlar<br />
<br />
İlk olarak 2001 yılında, çizgi romanı baz alan bir Spider-Man oyunu ekranlarımızı süsledi. Zamanına göre gayet iyi bir aksiyon oyunuydu, ancak fazla renkliydi. Human Torch, Black Cat ve Venom gibi çizgi roman karakterleriyle karşılaşıyorduk. Aslında Peter�ın hayatında etkili olan hemen her kişi bu oyunda karşımıza bir şekilde çıkıyordu. Duvarlarda yürümek ve ağlarımızla oradan oraya sallanmak, en önemlisi Venom ile yarışmak müthiş zevkliydi. Değişilik kostüm seçenekleriyle birlikte iyi bir deneyimdi. Bir yıl sonra ise, ilk Spider-Man filminin gösterime girmesiyle birlikte yeni bir oyun daha geldi. Temel konu olarak ilk filmin konusuna odaklanmıştı, Spidy�i ve Peter Parker�ı Toby Macquire seslendiriyordu. Zamanına göre biraz abartı bir sistem istese de, başarılı bir oyundu. Çizgi romandaki düşmanların biraz modernize edilmiş halleriyle savaşıyorduk. Diğer Spider-Man oyununa göre, daha özgür ve iyi bir oynanışa sahipti. Şehrin detayları göz dolduruyordu. Ayrıca hava da süzülme zevkini de az çok vermişlerdi. Tek kusuru, ağlarımızın, bina yerine, gökyüzüne yapışıyor olmasıydı. Örümcek ağlarının aktif bir kullanımı yoktu. 2004 yılında, serinin ikinci filmiyle birlikte, oyunu da piyasaya sürüldü. Bu oyun PC kullanıcıları için tam bir felaket olmuştu. İlk oyundaki gibi bir oynanış ve daha iyi bir oyun bekleyenler, hayal kırıklığıyla karşılaştı. Yapımcılar PC versiyonunu konsollardan farklı yapmaya çalışmıştı. Ancak işin altında kalkamamışlardı. Mouse ağırlıklı interaktif bir oynanış hedefleyen yapımcılar, daha çok kalas ya da kütükçe bir oynanış tarzı geliştirmişlerdi. Ancak yaşça küçük olan oyuncuları tatmin edecek bir yapısı vardı. Mouse ile belirli noktalara nişan alıp, Manhattan şehrinde sözde özgürce dolaşıyorduk. Hiçbir çevikliği olmaya Spider-Man harmandalı oynar gibi hareketlerle, gök delenlerin arasında dolaşıyordu. Bu oyun yüzünden gerilen bünyelere 2005 yılında ilaç gibi Ultimate Spider-Man oyunu geldi. Çizgi romansal grafikleri ve özgürlükçü bir oynanış stiline sahipti. Her ne kadar ülkemizde pek bilinmeyen Ultimate evreninde geçtiği için, herkese hitap etmese, gayet güzel bir aksiyon oyunuydu. Hem Spider-Man hem de Venom�u oynayabiliyorduk. Tüm bu oyunlar içerisinde ilk kez, gökyüzünde süzülüyormuş, hızlıca gökdelenler arasında dolaşıyormuş hissine kapılıyorduk. Oyunun kusurları çoktu, ama herkesin aklındaki Spider-Man tarzı da hemen, hemen buydu. İstersek, etrafta dolanırken, şehirde çıkan olayları hallediyorduk, istersek de, ana hikayeye devam ediyorduk.<br />
Evet, şimdi sıra esas konumuz geldi. Spider-Man 3, kendinden önce gelen tüm oyunların karışımı. Ultimate Spider-Man�deki özgürlük, Spider-Man 2�deki interaktiflik ve Spider-Man 1�deki oynanış. Hemen söylemek istiyorum ki, bir aksiyon oyunu için fazlasıyla yüksek bir sistem istiyor. Ne yazık bu yönüyle, birçok orta düzey PC oyunsunun canını yakacak. Yeni Nesil konsolların grafiklerini kullandığı için, böyle bir durum ortaya çıkmış. <br />
<br />
Büyük şehirde yaşam zor<br />
<br />
Spider-Man 3, istediği sistemi sonuna kadar kullanıp bize devasa yaşayan bir şehir sunuyor. Biz binalara tırmanırken ya da etrafta hoplarken, insanlarda kendi yaşamlarını sürdürüyorlar. Biz şehirde dolaşırken, gökdelenlerin camlarına, gökyüzünden görüntüler yansıyor. Artık iki örümcek ağını kullanabiliyoruz. Burada ki en büyük farklılık şehrin dizaynın da karşımıza çıkıyor. Gökdelenler gerçekten, o kadar büyükler ki, kendimizi aşağıya doğru çivileme bir şekilde bıraksak bile, yere çakılmamız en azından 10-15 saniye alıyor. Yere düşüyormuş ve havada süzülüyormuş hissi nihayet bu oyunda kendini gösteriyor. Ağımızı fırlattığımız zaman, hemen en yakındaki gökdelene yapışıyor. Buradaki ses efektleri direk filmden alınmış ve müthiş detaylı. Önce ağın fırlama ve yapışma sesi geliyor, daha sonra ise yavaş, yavaş gerilme seslerini duyuyoruz. Bundan sonra ileriye doğru hareket edebiliyoruz. Oyunun getirdiği başka bir yenilik ise, bu yolculuklar sırasında kullanılan dinamik kamera açıları. Hareket ettiğimiz tarafla birlikte kamer açıları da otomatik olarak değişiyor. Ayrıca Spidy artık daha çevik ve diğer oyunlarda olan, Tarzan gibi bir sallanma yerine, kendine yakışır şekilde akrobatik hareketler yapıyor. Bu iki özellik hem görsel olarak hem de oynanış bakımından, insana büyük bir haz veriyor. Ayrıca, bir yandan da üzerinden geçtiğimiz mekanların neresi olduğunu, oyun bize yazıyla söylüyor. Bu oyunu yeterince oynayan birisi sanırım kolay, kolay Manhattan�da kolay kolay kaybolmaz...<br />
<br />
Spider-Man�in hızını oynanış sırasında hissedebiliyoruz. Mesela koşarken, bariz şekilde diğer canlılara kıyasla daha hızlıyız. Ya da binalar arasında örümcek ağlarımızla yolculuk ederken, bir yüzümüze rüzgar çarpmadığı kalıyor. Ancak bazen, bu kadar hızlı giderken, balkonlara ya da binaların sivri kenarlarına çarpabiliyoruz. Ya da kontrolümüzü kaybedip yere düşebiliyoruz. Artık binalara tırmanırken de zıplayabiliyoruz. Bu çok zevkli bir şey, koca bir gökdelene 4-5 zıplayışta çıkabiliyoruz. Ayrıca kontrol edebildiğimiz kamera açılarının da sınırı yok gibi. Gerçi diğer oyunlarda da hemen böyleydi, ama bu sefer grafikler çok güzel olduğu için daha bir göze hitap ediyor bu özellik. Bayrak direklerine bile tırmana bildiğimizi eklemek istiyorum. Evet, yeni güçlerimizi keşfettikten sonra, şimdi de Spider-Man olarak nasıl yaşadığımızı görelim. Bir çatının tepesine çıkıp biraz dinlenelim. M tuşuyla harita açılıyor. Buradan aktif olan, yan ya da ana görevlerden bir tanesini seçiyoruz. Ekranda mavi bir işaret çıkıyor ve bu görevin olduğu yere gitmemiz için bizi yönlendiriyor. Gerekli noktaya girince de, konuyu ve olayı anlatan bir sinematik ile karşılaşıyoruz. Spider-Man 3�ün oyununda, Kirsten Dust dışında herkes kendi karakterini seslendirmiş...<br />
<br />
<br />
<br />
Farklı bir ortamda tanıdık yüzler<br />
<br />
Spider-Man 3 filmin oyunu olabilir, ama çizgi romandan ve Marvel evreninden çok tanıdık yüzler de karşımıza çıkıyor. Sandman, Green Goblin 2 ve Venom gibi filmdeki düşmanları dışında, Kingpin, Lizard ve Kraven The Hunter, Rhino, Scorpion gibi karakterler oyun boyunca karşımıza çıkacak düşmanlar içerisinde. Özellikle erkek fanatiklerin sevgilisi, Black Cat�de Spidy�i bu macerasında yalnız bırakmamış. Ana görevler dışarısında, Manhattan semalarında, özgürce dolaşırken, başını derde sokan insanlara da yardım edebiliyoruz. Bir suç olduğu zaman interaktif bir şekilde bize haber veriliyor. Bu tarz olayları çözmek, Spider-Man�in günlük hayatının bir parçası. Oyundaki görevler, bunu kurtar, bunu döv tarzı değil. Bazen fotoğraf çekmek gibi eğlenceli görevleri de alabiliyoruz. Özel olarak düzenlenmiş dövüş sistemi ise oyunun en büyük gizli silahlarından. Spider-Man onlarca değişik kombo yapabiliyoruz. Fanatiklerin hoşuna gidecek olan bir yenilik ise, örümcek ağı da artık en önemli silahlarımızdan birisi. Mesela, havaya zıplayıp, ağlarımızla bir düşmanı havaya çekebiliyoruz, ayrıca yere düşene kadar onu dövebiliyoruz. Bu hareket benim favorilerimden birisi. Düşmanlara ya da etraftaki eşyalara, örümcek ağı atıyoruz, daha sonra ise onları etrafımızda çevirip güç alarak, başka bir düşmanın üzerine fırlatabiliyoruz. Üzerimize hızlı bir düşman geldiği vakit, örümcek ağını kullanıp kendimizi yukarı ya da sağa sola çekebiliyoruz. Bu özellikle boss dövüşlerinde çok işe yarıyor. Ayrıca, yine örümcek ağının kullanıp, çeşitli uçan tekme ya da uçuk kombo hareketleri de yapabiliyoruz. Yaratıcılığımız doğrultusunda, sınırsızız bu konu da...<br />
<br />
Mause ve klavye ile gayet rahat bir kontrol sağlanabiliyor, ama yine de joypad ile oynamak daha kolay. Oyun içine gizlenmiş birçok bonusu açmak için token ya da bildiğimiz adıyla jeton toplamamız lazım. Ultimate Spider-Man�de de vardı bu özellik. Yeni kombolar dışında, örümcek ağıyla yapılacak yeni hareketleri de bunlar sayesinde açabiliyoruz. Spider-Man 3, bize toparladığımız tokenları ve şehir içindeki suç oranının istatistiklerini veren, bir oyun özeti menüsüne de sahip.<br />
<br />
Filmlerin belki de en ilgi çekici sahnesi olan ama oyunlarda bir türlü karşımıza çıkmayan, örümcek refleksleri, nihayet kontrolümüz altında. Çok sıkıştığımız zaman Q�ya basıp, örümcek reflekslerimizi harekete geçiriyoruz. Bu sayede zaman yavaşlıyor ve belirli bir süre istediğimiz gibi hareket edebiliyoruz. Eğer ağ atmaktan ya da koşmaktan sıkılırsanız, şehrin sorunları sizi gererse. Gidip yüzebiliyoruz da. Hutson nehrinde kısa bir yüzüş sinirlerinizi yatıştıracaktır.<br />
<br />
Siyah bu yıl çok moda<br />
<br />
Spider-Man 3�ün en beklenilen kısmı, ünlü siyah kostümü yani simbiyot ile birleşmesiydi. Çizgi romanlar da, �Secret War� adlı, özel seri de ilk olarak karşımıza çıkıyordu bu kostüm. Spider-Man�in kostümü yırtılınca, mecburiyetten bu siyah kostümü kullanmıştı. Hiçte küçümsenmeyecek bir zaman çizgi romanlarda Spider-Man�i yeni siyah kostümü ve ona verdiği yeteneklerle gördük. Fanatiklerin büyük tepkisini çeken bu radikal değişikliğin esas nedeni ise zaman içerisinde karşımıza çıktı. Bu aslında bir kostüm değil, ortak yaşam formuydu. Yaşayabilmek için başka bir canlıya ihtiyacı vardı. Birleştiği zaman, önce o canlının özelliklerini taklit ediyor daha sonra zamanla, kendi karakterini ve DNA�sını üstün kılarak tüm kontrolü ele geçiriyordu. Symbiot�un kişiliği ise kötüydü, bencil agresif ve sadece kendi üstün gelecek şekilde davranıyordu. Zamanla bu karizmatik kostüm içerisinde Peter Parker�da o hale gelmeye başladı. Neyse ki, tam zamanında Fantastic Four�dan Reed Richards�a gidip, bu kostümden kurtuldu. Yoksa sevgili kahramanımız, yüzyılın suçlularından birisi olacaktı. Ancak daha sonra kostüm kaçıp, o sıralar Peter�ın en kıl olduğu insanla, Eddie Brock ile birleştiler. Eddie Brock�un öfkesi ve nazsız yapısı sayesinde, Venom adlı canavar ortaya çıktı. Eddie her şeyi kabul edince, Symbiot tam bir birleşme gösterip, daha güçlü hale gelmiştir. Üstelik uzun süre Spider-Man ile birleşik kaldığı için, onun DNA özelliklerini kopyalayıp, örümcek güçlerinin hemen hepsini de sahip bir düşmandı...<br />
<br />
Oyunda ve filmde hikaye biraz daha farklı, tabii ki bunu anlatmayacağım. Ancak Spider-Man siyah kostüme sahip olunca, büyük bir değişiklikte geçiriyor. Öncellikle, gücü ve çevikliği daha da artıyor. O kadar hızlanıyor ki neredeyse kontrolsüz hale geliyor. Siyah kostümün komboları ise daha saldırgan. Ayrıca, yeni bir özellik olarak Rage Meter � öfke ölçer � eklenmiş. Yeterince sinirlenince Spider-Man bariz şekilde cinnet geçiriyor. Etrafımıza bir gelenek olarak sinirlenince kırmızı öfke kıvılcımları yaymaya başlıyoruz. Bu animasyon bence gereksiz ve gerçekçiliği öldürüyor. Neyse, öfkelenince artık gücümüz ve hızımız abartı sınırlara ulaşıyor. Peş peşe attığımız yumrukları gözlerimiz seçmekte zorlanıyor. Bu karakter ve hareket değişikliği sanki başka bir karakter oynuyormuşuz gibi bir his veriyor. Bir fiyatına iki Spider-Man diyebiliriz bu duruma. Ayrıca Siyah kostüm sayesinde daha dayanıklı hale geliyoruz. Eskiden bir araba sopa yiyince ölüyorsak, artık bir kamyon sopaya bana mısın demiyoruz...<br />
<br />
Bazı özel, aksiyon sahnelerinde oynanış tümüyle değişiyor. Daha önce Fahrenheit oyununda gördüğümüz, gerekli tuşlara zamanında basma, tarzında bir hal alıyor. Buralara kontrol tam olarak biz de değil. Zamanında tuşlara basarsak eğer, Spider-Man hareketlerini yapıyor. Bunun içinde biraz hızlı olmamız lazım. Bunları başarırsak görsel olarak güzel şeyler çıkıyor karşımıza. Oyuna renk katsın diye mi konulmuş yoksa bir sonraki Spider-Man projeleri için bir nabız yoklaması mı bilmiyorum. Şahsen benim hoşuma gitti. Aslında bir bakıma kötü yanı ise, oyun içerisindeki bu kontrol karmaşası her oyuncunun üstesinden geleceği bir tarzda değil...<br />
<br />
<br />
<br />
Toparlamak gerekirse Spider-Man�in bu seferki, PC macerası oyunculara biraz pahalıya patladı. İstediği yüksek sistem, kontrol için gerekli tuşların yoğunluğu, ayrıca arada sırada karşımıza çıkan ve resmen joy pad sattırmak için yapılmış kontrol hataları, canımızı sıksa da, tüm bunlara deyecek kadar zevkli bir oyun. İlk kez kendimi tam anlamıyla Spider-Man gibi his etiğimi söyleyebilirim. Yeni Nesil konsol grafikleri nedeniyle şu anda sisteminiz yetmiyorsa, yeni bir PC aldıktan sonra mutlaka deneyin.<br />
<br />
<br />
<div class="codeblock">
<div class="title">Kod:<br />
</div><div class="body" dir="ltr"><code>Min. Sistem:<br />
Windows 2000/XP/Vista, Pentium 4 2.8 ya da eşdeğeri, 1GB(XP) 1.5 GB(Vista), 256 MB Shader Model 3 destekli ekran kartı(7300GT+,X1300+), 6 GB HDD Alanı</code></div></div>
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font>[/quote&#93;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Dostane komşumuz Spider-Man beyaz perdeye üçüncü kez ağını attı. Tabi ki filmine eş zamanlı olarak oyunu da bizlerle birlikte. Filmi pekiyi olmasa da oyun, güzel şeyler vaat ediyor. Kendisini bol, bol filmlerde de gördüğümüz Stan Lee tarafından yaratılan karakterimiz, dünyaya çok az çizgi roman kahramana nasip olmuş bir şeyi başardı. İlk olarak 1962 yılında, Amazing Fantasy adlı farklı kahramanları anlatan bir çizgi romanın 15. sayısında, dünyaya kendini tanıttı. O zamandan beri, dünya çapında büyük fan bir kitlesine sahip. Çok az kahramana nasip olan özelliği ise, her nesilden çocukları kendine bağlayabilmesi. Ufak bir çocukken, babamdan, gizli olarak o zamanlar siyah beyaz çıkan, Örümcek Adam çizgi romanlarını alıp okurdum. O zamanlar, Spider-Man adına en fazla bu ve birkaç ufak promosyon malzemesi bulunabiliyordu. Şimdi ise �Duvar Tırmanıcı� dostumuzun, kalemden, çoraba kadar her şeyin üzerinde resimleri var. Kıyafetleri bile makul fiyatlar da denilebilir. Örümcek Adam eğitim merkezi, açılsa şaşırmayacağım...<br />
<br />
Spider-Man�i bu kadar popüler yapan şey nedir diye sorarsak eğer, birçok kahramanın aksine hedef kitlesine müthiş uyuyor. Öncellikle genç, normal hayatında sıradan, taktığı maske sayesinde bir sembol ve insanlar kendini onun yerine koyabiliyor. Kimse kendini kolay, kolay Superman olarak düşünemez sanırım. Birçok süper kahramanın aksine, ailesi ve onlara karşı bir bağı var. Kendi hayatını kurmak için uğraşıyor. Diğer kahramanlar gibi nereden geldiği belli olmayan para kaynaklarına sahip değil. Hemen hepimiz gibi, parasını kendi kazanıyor. Hatta bunun için kullandığı yöntem çok eğlenceli. Son yıllarca, özellikle �Civil War� adlı seride, canlı yayında gerçek kimliğini açıklaması gibi, karakteri zedeleyen ve orijinalliğini bozan şeyler yaşanmış olsa da. Hala çizgi roman dünyası için önemli bir karakter. Hakkında yazılacak çok fazla şey var, sırf hayatının gidişatı, klonlanması gibi maceraları için bile sayfalarca yazılabilir. Hemen korkmayın canım, bunları yazmayacağım, ama oyunla ilgili yorumları okumak için biraz daha sabretmeniz lazım...<br />
<br />
Şimdiye kadar dünya üzerinde çıkmış her konsol için en azından bir tane Spider-Man oyunu yapıldı. Zamanın efsane konsol halk dilindeki adıyla �Kara Kutu� ya da �Ateri� deki, bir gökdelenin tepesine çıkmaya çalıştığımız ilk Spider-Man oyununu oynayanlar, yenileriyle karşılaştırıp, oyun sektöründeki evrimi bile görebilirler. Diğer kahramanların aksine, Spider-Man PC�lere vefalı davranan birisi. Yakın dönemde piyasaya sürülen tüm örümcek oyunları, PC�ye de çıktı. Bunları, kısaca hatırlatmak gerekirse�<br />
<br />
Bizi ağına düşüren oyunlar<br />
<br />
İlk olarak 2001 yılında, çizgi romanı baz alan bir Spider-Man oyunu ekranlarımızı süsledi. Zamanına göre gayet iyi bir aksiyon oyunuydu, ancak fazla renkliydi. Human Torch, Black Cat ve Venom gibi çizgi roman karakterleriyle karşılaşıyorduk. Aslında Peter�ın hayatında etkili olan hemen her kişi bu oyunda karşımıza bir şekilde çıkıyordu. Duvarlarda yürümek ve ağlarımızla oradan oraya sallanmak, en önemlisi Venom ile yarışmak müthiş zevkliydi. Değişilik kostüm seçenekleriyle birlikte iyi bir deneyimdi. Bir yıl sonra ise, ilk Spider-Man filminin gösterime girmesiyle birlikte yeni bir oyun daha geldi. Temel konu olarak ilk filmin konusuna odaklanmıştı, Spidy�i ve Peter Parker�ı Toby Macquire seslendiriyordu. Zamanına göre biraz abartı bir sistem istese de, başarılı bir oyundu. Çizgi romandaki düşmanların biraz modernize edilmiş halleriyle savaşıyorduk. Diğer Spider-Man oyununa göre, daha özgür ve iyi bir oynanışa sahipti. Şehrin detayları göz dolduruyordu. Ayrıca hava da süzülme zevkini de az çok vermişlerdi. Tek kusuru, ağlarımızın, bina yerine, gökyüzüne yapışıyor olmasıydı. Örümcek ağlarının aktif bir kullanımı yoktu. 2004 yılında, serinin ikinci filmiyle birlikte, oyunu da piyasaya sürüldü. Bu oyun PC kullanıcıları için tam bir felaket olmuştu. İlk oyundaki gibi bir oynanış ve daha iyi bir oyun bekleyenler, hayal kırıklığıyla karşılaştı. Yapımcılar PC versiyonunu konsollardan farklı yapmaya çalışmıştı. Ancak işin altında kalkamamışlardı. Mouse ağırlıklı interaktif bir oynanış hedefleyen yapımcılar, daha çok kalas ya da kütükçe bir oynanış tarzı geliştirmişlerdi. Ancak yaşça küçük olan oyuncuları tatmin edecek bir yapısı vardı. Mouse ile belirli noktalara nişan alıp, Manhattan şehrinde sözde özgürce dolaşıyorduk. Hiçbir çevikliği olmaya Spider-Man harmandalı oynar gibi hareketlerle, gök delenlerin arasında dolaşıyordu. Bu oyun yüzünden gerilen bünyelere 2005 yılında ilaç gibi Ultimate Spider-Man oyunu geldi. Çizgi romansal grafikleri ve özgürlükçü bir oynanış stiline sahipti. Her ne kadar ülkemizde pek bilinmeyen Ultimate evreninde geçtiği için, herkese hitap etmese, gayet güzel bir aksiyon oyunuydu. Hem Spider-Man hem de Venom�u oynayabiliyorduk. Tüm bu oyunlar içerisinde ilk kez, gökyüzünde süzülüyormuş, hızlıca gökdelenler arasında dolaşıyormuş hissine kapılıyorduk. Oyunun kusurları çoktu, ama herkesin aklındaki Spider-Man tarzı da hemen, hemen buydu. İstersek, etrafta dolanırken, şehirde çıkan olayları hallediyorduk, istersek de, ana hikayeye devam ediyorduk.<br />
Evet, şimdi sıra esas konumuz geldi. Spider-Man 3, kendinden önce gelen tüm oyunların karışımı. Ultimate Spider-Man�deki özgürlük, Spider-Man 2�deki interaktiflik ve Spider-Man 1�deki oynanış. Hemen söylemek istiyorum ki, bir aksiyon oyunu için fazlasıyla yüksek bir sistem istiyor. Ne yazık bu yönüyle, birçok orta düzey PC oyunsunun canını yakacak. Yeni Nesil konsolların grafiklerini kullandığı için, böyle bir durum ortaya çıkmış. <br />
<br />
Büyük şehirde yaşam zor<br />
<br />
Spider-Man 3, istediği sistemi sonuna kadar kullanıp bize devasa yaşayan bir şehir sunuyor. Biz binalara tırmanırken ya da etrafta hoplarken, insanlarda kendi yaşamlarını sürdürüyorlar. Biz şehirde dolaşırken, gökdelenlerin camlarına, gökyüzünden görüntüler yansıyor. Artık iki örümcek ağını kullanabiliyoruz. Burada ki en büyük farklılık şehrin dizaynın da karşımıza çıkıyor. Gökdelenler gerçekten, o kadar büyükler ki, kendimizi aşağıya doğru çivileme bir şekilde bıraksak bile, yere çakılmamız en azından 10-15 saniye alıyor. Yere düşüyormuş ve havada süzülüyormuş hissi nihayet bu oyunda kendini gösteriyor. Ağımızı fırlattığımız zaman, hemen en yakındaki gökdelene yapışıyor. Buradaki ses efektleri direk filmden alınmış ve müthiş detaylı. Önce ağın fırlama ve yapışma sesi geliyor, daha sonra ise yavaş, yavaş gerilme seslerini duyuyoruz. Bundan sonra ileriye doğru hareket edebiliyoruz. Oyunun getirdiği başka bir yenilik ise, bu yolculuklar sırasında kullanılan dinamik kamera açıları. Hareket ettiğimiz tarafla birlikte kamer açıları da otomatik olarak değişiyor. Ayrıca Spidy artık daha çevik ve diğer oyunlarda olan, Tarzan gibi bir sallanma yerine, kendine yakışır şekilde akrobatik hareketler yapıyor. Bu iki özellik hem görsel olarak hem de oynanış bakımından, insana büyük bir haz veriyor. Ayrıca, bir yandan da üzerinden geçtiğimiz mekanların neresi olduğunu, oyun bize yazıyla söylüyor. Bu oyunu yeterince oynayan birisi sanırım kolay, kolay Manhattan�da kolay kolay kaybolmaz...<br />
<br />
Spider-Man�in hızını oynanış sırasında hissedebiliyoruz. Mesela koşarken, bariz şekilde diğer canlılara kıyasla daha hızlıyız. Ya da binalar arasında örümcek ağlarımızla yolculuk ederken, bir yüzümüze rüzgar çarpmadığı kalıyor. Ancak bazen, bu kadar hızlı giderken, balkonlara ya da binaların sivri kenarlarına çarpabiliyoruz. Ya da kontrolümüzü kaybedip yere düşebiliyoruz. Artık binalara tırmanırken de zıplayabiliyoruz. Bu çok zevkli bir şey, koca bir gökdelene 4-5 zıplayışta çıkabiliyoruz. Ayrıca kontrol edebildiğimiz kamera açılarının da sınırı yok gibi. Gerçi diğer oyunlarda da hemen böyleydi, ama bu sefer grafikler çok güzel olduğu için daha bir göze hitap ediyor bu özellik. Bayrak direklerine bile tırmana bildiğimizi eklemek istiyorum. Evet, yeni güçlerimizi keşfettikten sonra, şimdi de Spider-Man olarak nasıl yaşadığımızı görelim. Bir çatının tepesine çıkıp biraz dinlenelim. M tuşuyla harita açılıyor. Buradan aktif olan, yan ya da ana görevlerden bir tanesini seçiyoruz. Ekranda mavi bir işaret çıkıyor ve bu görevin olduğu yere gitmemiz için bizi yönlendiriyor. Gerekli noktaya girince de, konuyu ve olayı anlatan bir sinematik ile karşılaşıyoruz. Spider-Man 3�ün oyununda, Kirsten Dust dışında herkes kendi karakterini seslendirmiş...<br />
<br />
<br />
<br />
Farklı bir ortamda tanıdık yüzler<br />
<br />
Spider-Man 3 filmin oyunu olabilir, ama çizgi romandan ve Marvel evreninden çok tanıdık yüzler de karşımıza çıkıyor. Sandman, Green Goblin 2 ve Venom gibi filmdeki düşmanları dışında, Kingpin, Lizard ve Kraven The Hunter, Rhino, Scorpion gibi karakterler oyun boyunca karşımıza çıkacak düşmanlar içerisinde. Özellikle erkek fanatiklerin sevgilisi, Black Cat�de Spidy�i bu macerasında yalnız bırakmamış. Ana görevler dışarısında, Manhattan semalarında, özgürce dolaşırken, başını derde sokan insanlara da yardım edebiliyoruz. Bir suç olduğu zaman interaktif bir şekilde bize haber veriliyor. Bu tarz olayları çözmek, Spider-Man�in günlük hayatının bir parçası. Oyundaki görevler, bunu kurtar, bunu döv tarzı değil. Bazen fotoğraf çekmek gibi eğlenceli görevleri de alabiliyoruz. Özel olarak düzenlenmiş dövüş sistemi ise oyunun en büyük gizli silahlarından. Spider-Man onlarca değişik kombo yapabiliyoruz. Fanatiklerin hoşuna gidecek olan bir yenilik ise, örümcek ağı da artık en önemli silahlarımızdan birisi. Mesela, havaya zıplayıp, ağlarımızla bir düşmanı havaya çekebiliyoruz, ayrıca yere düşene kadar onu dövebiliyoruz. Bu hareket benim favorilerimden birisi. Düşmanlara ya da etraftaki eşyalara, örümcek ağı atıyoruz, daha sonra ise onları etrafımızda çevirip güç alarak, başka bir düşmanın üzerine fırlatabiliyoruz. Üzerimize hızlı bir düşman geldiği vakit, örümcek ağını kullanıp kendimizi yukarı ya da sağa sola çekebiliyoruz. Bu özellikle boss dövüşlerinde çok işe yarıyor. Ayrıca, yine örümcek ağının kullanıp, çeşitli uçan tekme ya da uçuk kombo hareketleri de yapabiliyoruz. Yaratıcılığımız doğrultusunda, sınırsızız bu konu da...<br />
<br />
Mause ve klavye ile gayet rahat bir kontrol sağlanabiliyor, ama yine de joypad ile oynamak daha kolay. Oyun içine gizlenmiş birçok bonusu açmak için token ya da bildiğimiz adıyla jeton toplamamız lazım. Ultimate Spider-Man�de de vardı bu özellik. Yeni kombolar dışında, örümcek ağıyla yapılacak yeni hareketleri de bunlar sayesinde açabiliyoruz. Spider-Man 3, bize toparladığımız tokenları ve şehir içindeki suç oranının istatistiklerini veren, bir oyun özeti menüsüne de sahip.<br />
<br />
Filmlerin belki de en ilgi çekici sahnesi olan ama oyunlarda bir türlü karşımıza çıkmayan, örümcek refleksleri, nihayet kontrolümüz altında. Çok sıkıştığımız zaman Q�ya basıp, örümcek reflekslerimizi harekete geçiriyoruz. Bu sayede zaman yavaşlıyor ve belirli bir süre istediğimiz gibi hareket edebiliyoruz. Eğer ağ atmaktan ya da koşmaktan sıkılırsanız, şehrin sorunları sizi gererse. Gidip yüzebiliyoruz da. Hutson nehrinde kısa bir yüzüş sinirlerinizi yatıştıracaktır.<br />
<br />
Siyah bu yıl çok moda<br />
<br />
Spider-Man 3�ün en beklenilen kısmı, ünlü siyah kostümü yani simbiyot ile birleşmesiydi. Çizgi romanlar da, �Secret War� adlı, özel seri de ilk olarak karşımıza çıkıyordu bu kostüm. Spider-Man�in kostümü yırtılınca, mecburiyetten bu siyah kostümü kullanmıştı. Hiçte küçümsenmeyecek bir zaman çizgi romanlarda Spider-Man�i yeni siyah kostümü ve ona verdiği yeteneklerle gördük. Fanatiklerin büyük tepkisini çeken bu radikal değişikliğin esas nedeni ise zaman içerisinde karşımıza çıktı. Bu aslında bir kostüm değil, ortak yaşam formuydu. Yaşayabilmek için başka bir canlıya ihtiyacı vardı. Birleştiği zaman, önce o canlının özelliklerini taklit ediyor daha sonra zamanla, kendi karakterini ve DNA�sını üstün kılarak tüm kontrolü ele geçiriyordu. Symbiot�un kişiliği ise kötüydü, bencil agresif ve sadece kendi üstün gelecek şekilde davranıyordu. Zamanla bu karizmatik kostüm içerisinde Peter Parker�da o hale gelmeye başladı. Neyse ki, tam zamanında Fantastic Four�dan Reed Richards�a gidip, bu kostümden kurtuldu. Yoksa sevgili kahramanımız, yüzyılın suçlularından birisi olacaktı. Ancak daha sonra kostüm kaçıp, o sıralar Peter�ın en kıl olduğu insanla, Eddie Brock ile birleştiler. Eddie Brock�un öfkesi ve nazsız yapısı sayesinde, Venom adlı canavar ortaya çıktı. Eddie her şeyi kabul edince, Symbiot tam bir birleşme gösterip, daha güçlü hale gelmiştir. Üstelik uzun süre Spider-Man ile birleşik kaldığı için, onun DNA özelliklerini kopyalayıp, örümcek güçlerinin hemen hepsini de sahip bir düşmandı...<br />
<br />
Oyunda ve filmde hikaye biraz daha farklı, tabii ki bunu anlatmayacağım. Ancak Spider-Man siyah kostüme sahip olunca, büyük bir değişiklikte geçiriyor. Öncellikle, gücü ve çevikliği daha da artıyor. O kadar hızlanıyor ki neredeyse kontrolsüz hale geliyor. Siyah kostümün komboları ise daha saldırgan. Ayrıca, yeni bir özellik olarak Rage Meter � öfke ölçer � eklenmiş. Yeterince sinirlenince Spider-Man bariz şekilde cinnet geçiriyor. Etrafımıza bir gelenek olarak sinirlenince kırmızı öfke kıvılcımları yaymaya başlıyoruz. Bu animasyon bence gereksiz ve gerçekçiliği öldürüyor. Neyse, öfkelenince artık gücümüz ve hızımız abartı sınırlara ulaşıyor. Peş peşe attığımız yumrukları gözlerimiz seçmekte zorlanıyor. Bu karakter ve hareket değişikliği sanki başka bir karakter oynuyormuşuz gibi bir his veriyor. Bir fiyatına iki Spider-Man diyebiliriz bu duruma. Ayrıca Siyah kostüm sayesinde daha dayanıklı hale geliyoruz. Eskiden bir araba sopa yiyince ölüyorsak, artık bir kamyon sopaya bana mısın demiyoruz...<br />
<br />
Bazı özel, aksiyon sahnelerinde oynanış tümüyle değişiyor. Daha önce Fahrenheit oyununda gördüğümüz, gerekli tuşlara zamanında basma, tarzında bir hal alıyor. Buralara kontrol tam olarak biz de değil. Zamanında tuşlara basarsak eğer, Spider-Man hareketlerini yapıyor. Bunun içinde biraz hızlı olmamız lazım. Bunları başarırsak görsel olarak güzel şeyler çıkıyor karşımıza. Oyuna renk katsın diye mi konulmuş yoksa bir sonraki Spider-Man projeleri için bir nabız yoklaması mı bilmiyorum. Şahsen benim hoşuma gitti. Aslında bir bakıma kötü yanı ise, oyun içerisindeki bu kontrol karmaşası her oyuncunun üstesinden geleceği bir tarzda değil...<br />
<br />
<br />
<br />
Toparlamak gerekirse Spider-Man�in bu seferki, PC macerası oyunculara biraz pahalıya patladı. İstediği yüksek sistem, kontrol için gerekli tuşların yoğunluğu, ayrıca arada sırada karşımıza çıkan ve resmen joy pad sattırmak için yapılmış kontrol hataları, canımızı sıksa da, tüm bunlara deyecek kadar zevkli bir oyun. İlk kez kendimi tam anlamıyla Spider-Man gibi his etiğimi söyleyebilirim. Yeni Nesil konsol grafikleri nedeniyle şu anda sisteminiz yetmiyorsa, yeni bir PC aldıktan sonra mutlaka deneyin.<br />
<br />
<br />
<div class="codeblock">
<div class="title">Kod:<br />
</div><div class="body" dir="ltr"><code>Min. Sistem:<br />
Windows 2000/XP/Vista, Pentium 4 2.8 ya da eşdeğeri, 1GB(XP) 1.5 GB(Vista), 256 MB Shader Model 3 destekli ekran kartı(7300GT+,X1300+), 6 GB HDD Alanı</code></div></div>
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font>[/quote]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Adventure Quest]]></title>
			<link>http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=668</link>
			<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 19:58:33 +0300</pubDate>
			<dc:creator>yunus_93</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=668</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.chip.com.tr/images/content/20080519114203.jpg" border="0" alt="[Resim: 20080519114203.jpg&#93;" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br />
<br />
RPG temalı 2D grafiklere sahip bir diğer online oyun. Travian  ve Ogame'de olduğu gibi web browser'ınızda oynayabildiğiniz Adventure Quest'in geniş bir kullanıcı kitlesi bulunuyor.<br />
<br />
Oyunda yaratıkları öldürerek level atlıyor ve daha güçleniyorsunuz. Web browser'ınız dışında bir gereksinimi olmayan Adventure Quest'te Macromedia Flash'ın son sürümünün bilgisayarınızda kurulu olması gerekiyor.<br />
<br />
Oyunun adresi: <font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.chip.com.tr/images/content/20080519114203.jpg" border="0" alt="[Resim: 20080519114203.jpg]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br />
<br />
RPG temalı 2D grafiklere sahip bir diğer online oyun. Travian  ve Ogame'de olduğu gibi web browser'ınızda oynayabildiğiniz Adventure Quest'in geniş bir kullanıcı kitlesi bulunuyor.<br />
<br />
Oyunda yaratıkları öldürerek level atlıyor ve daha güçleniyorsunuz. Web browser'ınız dışında bir gereksinimi olmayan Adventure Quest'te Macromedia Flash'ın son sürümünün bilgisayarınızda kurulu olması gerekiyor.<br />
<br />
Oyunun adresi: <font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Almanyada Eğitim]]></title>
			<link>http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=667</link>
			<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 15:57:29 +0300</pubDate>
			<dc:creator>yunus_93</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=667</guid>
			<description><![CDATA[Bu işlerden anlayan biri benle iletişime geçebilir mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bu işlerden anlayan biri benle iletişime geçebilir mi?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Turkcell İmzalı Kontör Kazanma Servisi: TonlaKazan]]></title>
			<link>http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=666</link>
			<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 15:41:49 +0300</pubDate>
			<dc:creator>yunus_93</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=666</guid>
			<description><![CDATA[Çalarken Dinlet yerine reklam dinlettirip kazanıyorsunuz.<br />
Turkcell’e Çalarken Dinlet’e eklediğiniz şarkı yerine bazı firmaların reklamları çalarkendinlet formatında çalıyor. Cevapladığınız her telefon için 1 kontor yada 15 saniye kazanıyorsunuz.<br />
<br />
Turkcell Tonlakazan’a Kayıt<br />
tonlakazan.com adresine giriniz. Tonlakazan.com adresinden Turkcell Süper şifrenizle giriş yaptıktan sonra tonla kazan servisini aktif hale getirebilirsiniz.<br />
<br />
Şartlar / Koşullar<br />
Cevapsız çağrılar için tonlakazan reklamlarından kontör kazanamıyorsunuz, ancak cevapladığınız çağrılar için tonla kazan servisinden kontorler geliyor.<br />
Şuan için servise bağlı reklamlar: Akbak, Coca Cocla, Gillette, Axe, Digiturk, Nestle, Nivea, Patos, İpana, Garanti, Genç Turkcell vs. firmalarına aittir.<br />
Kurumsal hat aboneleri tonla kazan’a üye olamıyor.<br />
Reklamlar için dilediğiniz firmaların reklamlarını seçebilir yada otomatik olarak değişmesini sağlayabilirsiniz.<br />
Tonlakazana tüm operatör aramaları dahildir.<br />
TonlaKazan sisteminden edinilmiş kazançlar ayın yirmisinde hattınıza aktarılır.<br />
<br />
Kısıtlamalar<br />
Aynı kişiden günde en fazla 1 Kontör Kazanabilir.<br />
TonlaKazan üyeleri bu servisten, gelen tüm çağrılar için bir ayda en fazla 90 kontör kazanabilir.<br />
Kontörlerinizi sadece turkcell abonelerine arama yaparak kullanabilirsiniz.<br />
<br />
Kazanılan kontörlerin takibi<br />
KAZANC yazıp “1001” kısa numarasına SMS göndererek<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font> sayfası üzerinden “Kazançlarım” bölümünden<br />
TONLAKAZAN üyelerinin TonlaKazan sistemindeki kazançların yüklenme tarihleri Turkcell Faturalı Hat aboneleri için fatura hesap kesim tarihleri, Turkcell HazırKart aboneleri için ise her ayın 20’si ile son günü arasındaki uygun bir gündür.<br />
<br />
Şimdilik bu kadar, sizi buradan buyrun<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Çalarken Dinlet yerine reklam dinlettirip kazanıyorsunuz.<br />
Turkcell’e Çalarken Dinlet’e eklediğiniz şarkı yerine bazı firmaların reklamları çalarkendinlet formatında çalıyor. Cevapladığınız her telefon için 1 kontor yada 15 saniye kazanıyorsunuz.<br />
<br />
Turkcell Tonlakazan’a Kayıt<br />
tonlakazan.com adresine giriniz. Tonlakazan.com adresinden Turkcell Süper şifrenizle giriş yaptıktan sonra tonla kazan servisini aktif hale getirebilirsiniz.<br />
<br />
Şartlar / Koşullar<br />
Cevapsız çağrılar için tonlakazan reklamlarından kontör kazanamıyorsunuz, ancak cevapladığınız çağrılar için tonla kazan servisinden kontorler geliyor.<br />
Şuan için servise bağlı reklamlar: Akbak, Coca Cocla, Gillette, Axe, Digiturk, Nestle, Nivea, Patos, İpana, Garanti, Genç Turkcell vs. firmalarına aittir.<br />
Kurumsal hat aboneleri tonla kazan’a üye olamıyor.<br />
Reklamlar için dilediğiniz firmaların reklamlarını seçebilir yada otomatik olarak değişmesini sağlayabilirsiniz.<br />
Tonlakazana tüm operatör aramaları dahildir.<br />
TonlaKazan sisteminden edinilmiş kazançlar ayın yirmisinde hattınıza aktarılır.<br />
<br />
Kısıtlamalar<br />
Aynı kişiden günde en fazla 1 Kontör Kazanabilir.<br />
TonlaKazan üyeleri bu servisten, gelen tüm çağrılar için bir ayda en fazla 90 kontör kazanabilir.<br />
Kontörlerinizi sadece turkcell abonelerine arama yaparak kullanabilirsiniz.<br />
<br />
Kazanılan kontörlerin takibi<br />
KAZANC yazıp “1001” kısa numarasına SMS göndererek<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font> sayfası üzerinden “Kazançlarım” bölümünden<br />
TONLAKAZAN üyelerinin TonlaKazan sistemindeki kazançların yüklenme tarihleri Turkcell Faturalı Hat aboneleri için fatura hesap kesim tarihleri, Turkcell HazırKart aboneleri için ise her ayın 20’si ile son günü arasındaki uygun bir gündür.<br />
<br />
Şimdilik bu kadar, sizi buradan buyrun<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Acaip Bi Film - Disaster Movie 2008 - Kota Dostu Mp4 - Tr Dublaj]]></title>
			<link>http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=665</link>
			<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 15:22:57 +0300</pubDate>
			<dc:creator>yunus_93</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=665</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://moviegrande.com/sinema/2008images/acaip_bi_film.jpg" border="0" alt="[Resim: acaip_bi_film.jpg&#93;" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br />
<br />
Tür : Komedi<br />
Gösterim Tarihi : 17 Ekim 2008<br />
Yönetmen : Jason Friedberg<br />
Senaryo : Jason Friedberg , Aaron Seltzer , Aaron Seltzer<br />
Görüntü Yönetmeni : Shawn Maurer<br />
Müzik : Christopher Lennertz<br />
Yapım : 2008, ABD<br />
<br />
Oyuncular<br />
<br />
Matt Lanter (Will) , Vanessa Minnillo (Amy) , G. Thang (Calvin) , Crista Flanagan (Juney)<br />
Bir grup yirmili yaşlardaki genç, bir gece aniden kendilerini bir çok doğal afetin ortasında bulurlar.<br />
<br />
James Bond, Kurtuluş Günü ve Hancock gibi filmlerle dalga geçen bir parodi olan film, aynı zamanda Brendan Fraser ve Jason Statham gibi oyuncuları da ti'ye alıyor.<br />
<br />
Scary Movie serisinin yaratıcılarının son filmi olan Disaster Movie, eğlenceli bir seyirlik gibi gözüküyor.<br />
<br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://moviegrande.com/sinema/2008images/acaip_bi_film.jpg" border="0" alt="[Resim: acaip_bi_film.jpg]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br />
<br />
Tür : Komedi<br />
Gösterim Tarihi : 17 Ekim 2008<br />
Yönetmen : Jason Friedberg<br />
Senaryo : Jason Friedberg , Aaron Seltzer , Aaron Seltzer<br />
Görüntü Yönetmeni : Shawn Maurer<br />
Müzik : Christopher Lennertz<br />
Yapım : 2008, ABD<br />
<br />
Oyuncular<br />
<br />
Matt Lanter (Will) , Vanessa Minnillo (Amy) , G. Thang (Calvin) , Crista Flanagan (Juney)<br />
Bir grup yirmili yaşlardaki genç, bir gece aniden kendilerini bir çok doğal afetin ortasında bulurlar.<br />
<br />
James Bond, Kurtuluş Günü ve Hancock gibi filmlerle dalga geçen bir parodi olan film, aynı zamanda Brendan Fraser ve Jason Statham gibi oyuncuları da ti'ye alıyor.<br />
<br />
Scary Movie serisinin yaratıcılarının son filmi olan Disaster Movie, eğlenceli bir seyirlik gibi gözüküyor.<br />
<br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tv Gafları - Kendi Tespitlerimdir]]></title>
			<link>http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=664</link>
			<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 15:10:39 +0300</pubDate>
			<dc:creator>yunus_93</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=664</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Telegol - Sinan Engin<br />
Serhat Ulueren: Evet reklama gidiyoruz.<br />
<br />
Sinan Engin: Bi dakka reklama girme ya.<br />
<br />
Serhat Ulueren: Girmek zorundayız.<br />
<br />
Sinan Engin: O zaman giderim ben.<br />
<br />
Serhat Ulueren: Kurallar böyle.<br />
<br />
<br />
Tv8 - Telegol<br />
Herkes it gibi koşuyor.<br />
Gökmen Özdenak<br />
<br />
<br />
İbo Show - Musa Karaca<br />
Musa Karaca adlı bir adam Isparta'dan yayına bağlanır. Musa abimiz son derece soğukkanlıdır. Ters bir şey söyleyecek gibidir. İbrahim Tatlıses bunu farkeder.<br />
<br />
M.K:  Sizi kaç yıldır tanıyorum. Nasıl bir insan olduğunuzu yüzünüze söyleyeceğim.<br />
<br />
İbrahim abimizin başından soğuk sular dökülmektedir.<br />
<br />
M.K: Adam gibi adamsınız.<br />
<br />
İ.T:  Ödüm koptu. Evet. Ödüm koptu. Birşey diyeceksin sandım.<br />
<br />
<br />
<br />
Var Mısın Yok Musun - Ali Abi<br />
Var Mısın Yok Musun programına yarışmacı olarak Cem Yılmaz katıldı.<br />
<br />
Ali Abi dedikleri bir adam ailesiyle bağlanmıştır.<br />
<br />
Ali Abi tam vedalaşırken;<br />
<br />
Acun: Ali Abi kızlarınız herhalde...<br />
<br />
Cem Yılmaz: Bak Acun iltifat ediyor.<br />
<br />
Ali Abi: Eşim, kızım, annem.<br />
<br />
Acun Ali Abinin eşini kızı, annesini ise eşi sanmıştır.<br />
<br />
<br />
<br />
Başbakan döverim mi demek istedi?<br />
Bağımsız milletvekili Tamer Genç'e başbakanın Davos'taki olay için yaptığı açıklamalar hakıında soru sorulmaktadır...<br />
<br />
Başbakan döverim mi demek istedi?<br />
<br />
Tamer Genç: Yumruk, tokat, çok ilkel bir davranış.<br />
<br />
<br />
<br />
Ahmet Çakar - Telegol<br />
Ahmet Çakar: Beşiktaş yönetimi Mhk'ya ana avrat küfretmedi mi?<br />
<br />
Serhat Ulueren: Etti.<br />
<br />
Sinan Engin: Etti ama arkasından etti, yüzüne söylemedi.<br />
<br />
<br />
Shopping Tv - Gece Yarısı<br />
Saat 1:20'dir. Adam cep telefonun reklamını yapmaktadır. Telefonla oyun oynamaktadır.<br />
<br />
Oynarken: "Evet çocuklar bakın, şimdiden alışın."<br />
<br />
<br />
<br />
Galatasaray-Hamburg Maçı<br />
Skor Galatasaray: 1 - 1 Hamburg<br />
<br />
Spiker: Galatasaray "çanakkale geçilmezi oynuyor".</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Telegol - Sinan Engin<br />
Serhat Ulueren: Evet reklama gidiyoruz.<br />
<br />
Sinan Engin: Bi dakka reklama girme ya.<br />
<br />
Serhat Ulueren: Girmek zorundayız.<br />
<br />
Sinan Engin: O zaman giderim ben.<br />
<br />
Serhat Ulueren: Kurallar böyle.<br />
<br />
<br />
Tv8 - Telegol<br />
Herkes it gibi koşuyor.<br />
Gökmen Özdenak<br />
<br />
<br />
İbo Show - Musa Karaca<br />
Musa Karaca adlı bir adam Isparta'dan yayına bağlanır. Musa abimiz son derece soğukkanlıdır. Ters bir şey söyleyecek gibidir. İbrahim Tatlıses bunu farkeder.<br />
<br />
M.K:  Sizi kaç yıldır tanıyorum. Nasıl bir insan olduğunuzu yüzünüze söyleyeceğim.<br />
<br />
İbrahim abimizin başından soğuk sular dökülmektedir.<br />
<br />
M.K: Adam gibi adamsınız.<br />
<br />
İ.T:  Ödüm koptu. Evet. Ödüm koptu. Birşey diyeceksin sandım.<br />
<br />
<br />
<br />
Var Mısın Yok Musun - Ali Abi<br />
Var Mısın Yok Musun programına yarışmacı olarak Cem Yılmaz katıldı.<br />
<br />
Ali Abi dedikleri bir adam ailesiyle bağlanmıştır.<br />
<br />
Ali Abi tam vedalaşırken;<br />
<br />
Acun: Ali Abi kızlarınız herhalde...<br />
<br />
Cem Yılmaz: Bak Acun iltifat ediyor.<br />
<br />
Ali Abi: Eşim, kızım, annem.<br />
<br />
Acun Ali Abinin eşini kızı, annesini ise eşi sanmıştır.<br />
<br />
<br />
<br />
Başbakan döverim mi demek istedi?<br />
Bağımsız milletvekili Tamer Genç'e başbakanın Davos'taki olay için yaptığı açıklamalar hakıında soru sorulmaktadır...<br />
<br />
Başbakan döverim mi demek istedi?<br />
<br />
Tamer Genç: Yumruk, tokat, çok ilkel bir davranış.<br />
<br />
<br />
<br />
Ahmet Çakar - Telegol<br />
Ahmet Çakar: Beşiktaş yönetimi Mhk'ya ana avrat küfretmedi mi?<br />
<br />
Serhat Ulueren: Etti.<br />
<br />
Sinan Engin: Etti ama arkasından etti, yüzüne söylemedi.<br />
<br />
<br />
Shopping Tv - Gece Yarısı<br />
Saat 1:20'dir. Adam cep telefonun reklamını yapmaktadır. Telefonla oyun oynamaktadır.<br />
<br />
Oynarken: "Evet çocuklar bakın, şimdiden alışın."<br />
<br />
<br />
<br />
Galatasaray-Hamburg Maçı<br />
Skor Galatasaray: 1 - 1 Hamburg<br />
<br />
Spiker: Galatasaray "çanakkale geçilmezi oynuyor".</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[That 70s Show - 70'lerin Şovu - 1998-2006 Dizisi]]></title>
			<link>http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=663</link>
			<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 15:05:28 +0300</pubDate>
			<dc:creator>yunus_93</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=663</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.levispage.com/shows/E5GZA3.jpg" border="0" alt="[Resim: E5GZA3.jpg&#93;" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">1998-2006 yılları arasında 8 sezon çekildi.<br />
<br />
Bana göre gelmiş geçmiş ve bence gelecek olan en iyi komedi dizisi.<br />
<br />
Dizi genellikle Formanların bodrum katında geçer. Oyuncuların kendi aralarındaki komik konuşmaları ve olayları ele alır.<br />
<br />
Karakterler<br />
<br />
Eric Forman: Grubun ele başı. Star Wars hayranı. Sıska birisi. Donna'nın sevgilisi. Babası Red Forman'la müthiş dialogları var.<br />
<br />
Donna Pinciotti: Eric'in sevgilisi. Jackie'nin en iyi arkadaşı. Grubun en sakini.<br />
<br />
Steven Hyde: Annesi tarafından terkedildikten sonra Formanların evine yerleşti. İnce bir mizaha sahip. Herşeyle dalga geçer.<br />
<br />
Jackie: Grubun en zengini. Güzelliğini sürekli ön plana çıkartır. Sırasıyla Michael, Hyde ve Fez ile çıkmıştır.<br />
<br />
Michael Kelso: Yakışıklı olmasına rağmen pek zeki değildir. Kızların ona hayran olduklarını söyler durur. Ona göre bu bir lanettir. <img src="http://www.paylastikca.net/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /><br />
<br />
Fez: Nereli olduğu bilinmemektedir. Şekerleri çok sever. Kızlara çok ilgisi vardır. Değişik bir aksanı vardır. Kısacası ilginçtir.<br />
<br />
Loura: Formanların kızıdır. Erkeklerle fazla haşır neşirdir. <img src="http://www.paylastikca.net/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /> Bundan dolayı dizide olmasını istemediğim bir tiptir. Eric'i hiç sevmez.<br />
<br />
Leo: Diziye sonradan dahil olmuştur. Hippidir. Pek zeki değildir.<br />
<br />
Randy: Diziye sonradan dahil olmuştur. Donna ile çıkmıştır.<br />
<br />
Red Forman: Eric'in babasıdır. Gazidir. Bunu sürekli söyler. Bazı yerlere ayağını koymayı çok sever. <img src="http://www.paylastikca.net/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /> Eric ile dialogları müthiştir.<br />
<br />
Kitty Forman: Red'in eşidir. Oğlunu ve kızını çok sever. Bazen çok kızar. Mutlu bir aile hayali kurar. Durumu sürekli düzeltir.<br />
<br />
Bob: Donna'nın babasıdır. Red'in en iyi arkadaşıdır. Bob sıradışı zevkleri vardır.<br />
<br />
Midge: Bob'un eşidir. Daha sonra ayrılırlar.<br />
<br />
</span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Arkadaşlar hala Comedy Smart'ta çıkmaktadır. Zaten orda gördüm. Mutlaka izlerim.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.levispage.com/shows/E5GZA3.jpg" border="0" alt="[Resim: E5GZA3.jpg]" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);"/><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">1998-2006 yılları arasında 8 sezon çekildi.<br />
<br />
Bana göre gelmiş geçmiş ve bence gelecek olan en iyi komedi dizisi.<br />
<br />
Dizi genellikle Formanların bodrum katında geçer. Oyuncuların kendi aralarındaki komik konuşmaları ve olayları ele alır.<br />
<br />
Karakterler<br />
<br />
Eric Forman: Grubun ele başı. Star Wars hayranı. Sıska birisi. Donna'nın sevgilisi. Babası Red Forman'la müthiş dialogları var.<br />
<br />
Donna Pinciotti: Eric'in sevgilisi. Jackie'nin en iyi arkadaşı. Grubun en sakini.<br />
<br />
Steven Hyde: Annesi tarafından terkedildikten sonra Formanların evine yerleşti. İnce bir mizaha sahip. Herşeyle dalga geçer.<br />
<br />
Jackie: Grubun en zengini. Güzelliğini sürekli ön plana çıkartır. Sırasıyla Michael, Hyde ve Fez ile çıkmıştır.<br />
<br />
Michael Kelso: Yakışıklı olmasına rağmen pek zeki değildir. Kızların ona hayran olduklarını söyler durur. Ona göre bu bir lanettir. <img src="http://www.paylastikca.net/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /><br />
<br />
Fez: Nereli olduğu bilinmemektedir. Şekerleri çok sever. Kızlara çok ilgisi vardır. Değişik bir aksanı vardır. Kısacası ilginçtir.<br />
<br />
Loura: Formanların kızıdır. Erkeklerle fazla haşır neşirdir. <img src="http://www.paylastikca.net/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /> Bundan dolayı dizide olmasını istemediğim bir tiptir. Eric'i hiç sevmez.<br />
<br />
Leo: Diziye sonradan dahil olmuştur. Hippidir. Pek zeki değildir.<br />
<br />
Randy: Diziye sonradan dahil olmuştur. Donna ile çıkmıştır.<br />
<br />
Red Forman: Eric'in babasıdır. Gazidir. Bunu sürekli söyler. Bazı yerlere ayağını koymayı çok sever. <img src="http://www.paylastikca.net/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /> Eric ile dialogları müthiştir.<br />
<br />
Kitty Forman: Red'in eşidir. Oğlunu ve kızını çok sever. Bazen çok kızar. Mutlu bir aile hayali kurar. Durumu sürekli düzeltir.<br />
<br />
Bob: Donna'nın babasıdır. Red'in en iyi arkadaşıdır. Bob sıradışı zevkleri vardır.<br />
<br />
Midge: Bob'un eşidir. Daha sonra ayrılırlar.<br />
<br />
</span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Arkadaşlar hala Comedy Smart'ta çıkmaktadır. Zaten orda gördüm. Mutlaka izlerim.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[52. Evren açıldı...]]></title>
			<link>http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=662</link>
			<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 14:17:03 +0300</pubDate>
			<dc:creator>yunus_93</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=662</guid>
			<description><![CDATA[Arkadaşlar 9 Temmuz'da yeni evren açıldı.<br />
<br />
Evren normal hızda.<br />
<br />
Herkesi bekliyorum.<br />
<br />
Şuan 2500'lerdeyim <img src="http://www.paylastikca.net/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /> ama inşallah yakında üstlere çıkarım.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Arkadaşlar 9 Temmuz'da yeni evren açıldı.<br />
<br />
Evren normal hızda.<br />
<br />
Herkesi bekliyorum.<br />
<br />
Şuan 2500'lerdeyim <img src="http://www.paylastikca.net/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /> ama inşallah yakında üstlere çıkarım.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sitede virus var...]]></title>
			<link>http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=661</link>
			<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 14:13:12 +0300</pubDate>
			<dc:creator>yunus_93</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=661</guid>
			<description><![CDATA[Arkadaşlar avast antivirüs programım bu site için uyarı veriyor.<br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Arkadaşlar avast antivirüs programım bu site için uyarı veriyor.<br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Polis / DVDRip-MP4 / 2007]]></title>
			<link>http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=660</link>
			<pubDate>Fri, 10 Jul 2009 21:38:53 +0300</pubDate>
			<dc:creator>İnspiration</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.paylastikca.net/showthread.php?tid=660</guid>
			<description><![CDATA[<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Bilgi:</span><br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">İndir:</span><br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Biraz karışık bir film.. Bazen gülüyorsunuz bazen duygulanıyorsunuz <img src="http://www.paylastikca.net/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Görüntüler:</span><br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">İstek Üzerine Konulmuştur <img src="http://www.paylastikca.net/images/smilies/wink.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Wink" title="Wink" /></span><br />
<br />
+Replerinizi Bekliorum <img src="http://www.paylastikca.net/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Bilgi:</span><br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">İndir:</span><br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Biraz karışık bir film.. Bazen gülüyorsunuz bazen duygulanıyorsunuz <img src="http://www.paylastikca.net/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Görüntüler:</span><br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<br />
<br />
<font color="red">BU LİNKİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN 10 SANİYE İÇERİSİNDE ÜYE OLUNUZ<a href="member.php?action=register"><strong>ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN</strong></a></font><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">İstek Üzerine Konulmuştur <img src="http://www.paylastikca.net/images/smilies/wink.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Wink" title="Wink" /></span><br />
<br />
+Replerinizi Bekliorum <img src="http://www.paylastikca.net/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" />]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>